Uğur Mumcu

Uğur Mumcu

1942 - 1993

Uğur Mumcu (22 Ağustos 1942 – 24 Ocak 1993), Türkiye’nin en tanınmış araştırmacı gazetecilerinden biri olarak kabul edilir. Gazetecilik kariyeri boyunca devlet, güvenlik aygıtları, terörizm ve siyaset arasındaki ilişkiler üzerine kapsamlı soruşturmalar yürütmüş; yazıları ve araştırmaları kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştır. Uzun yıllar Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapmış ve anayasalcı, laik değerlerin savunucusu olarak tanınmıştır. Yazınsal ve gazetecilik üretimi, araştırmacı gazetecilik geleneğinin güçlenmesine katkıda bulunmuştur. Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da uğradığı bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir; cinayet, Türkiye’de basın özgürlüğü ve devlet içindeki karanlık ilişkiler tartışmalarını derinleştirmiştir. Ölümü sonrası bıraktığı miras, gazetecilik etiği, şeffaflık ve devlet denetimi konularında uzun süre gündemde kalmış; ismi çeşitli ödül, araştırma merkezi ve anma etkinliklerine verilmiştir. Bugün Uğur Mumcu, sorgulayıcı gazeteciliğin simgelerinden biri olarak anılmakta ve özellikle hukuksal sorumluluk, demokratik denetim ve insan hakları savunusu bağlamında hatırlanmaktadır.

Sözler (37)

"Mustafa Kemal, Bolşevik değildi. Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın Marksizm'le, Leninizm'le bir ilgisi yoktu."

"Atatürk sosyalist değildi; Kemalizm ve Marksizm çok ayrı kavramlardır."

"Solun başvuracağı tek yöntem yasal çizgiler, anayasal çerçevelerdir. Barışçı yollarla oluşmalıdır. Adam öldüren, cinayet işleyen solculuk; hainlik, katillik ve halk düşmanlığıdır!"

"İşçisiyle, köylüsüyle, öğrencisi, öğretim üyesiyle, askeri ve sivili ile, okumuşu ve okumamışı ile yurttaşların kanını bu ölçüde sorumsuzca akıtan bir başka "çok partili hayat" var mı yeryüzünde?"

"Bunun adı solculuk mu? Yoksul erlerin üstüne kurşun yağdıran, banka soyan eşkıyalık mıdır solculuk? Böyleyse yerin dibine batsın böyle solculuk..."

"İstanbul'daki karakol baskınlarını 'Dev-Sol' adı verilen örgüt mü yapıyor? Yargımız açıktır: Bu cinayetler için seçtiğimiz sözcükler en azından alçaklık ve canavarlıktır!"

"Atılan kurşunla öldürülen inzibat eri Zekeriya Önge'nin ana ve babası da gözyaşları içinde, bağırlarına taş basıyor... Akıtılan kanı, bir başkasının kanı ile temizlemeye olanak yoktur; hele akıtılan k…"

"'İç savaş, iç savaş' diyoruz, 'iç savaşa sürükleniyoruz' diyoruz, bu 'iç savaş' değil mi? İç savaş nasıl başlar başka türlü? İşte başlamış, bunlar ilk belirtileri, ilk silah sesleri bunlar... CHP geli…"

"ODTÜ'nün açılışında kendilerine 'devrimci' adını takan 'zıpır sosyalistlerin' bir kısmının İstiklal Marşı söylenirken yerlerinden kalkmamaları, gerçekten şiddetle kınanmalıdır."

"Hangi ülkü, hangi inanç, hangi siyasal düşünce evlere baskın yaparak adam öldürmeyi, belediye otobüslerinden adam indirip kurşuna dizmeyi haklı ve doğru bir eylem olarak görür? Düpedüz canavarlıktır b…"

"Sağ ve sol adına başvurulan 'bireysel terörü' kamuoyu önünde kınamak, suçlamak ve bu yolların 'çıkmaz sokaklara' saplanıp kalacağını göstermek hepimizin görevidir. Tabii yüreklerinde insanlık sevgisi …"

"Hani ozan, 'Neler yapmadık şu vatan için' demiş ya, sol da 'neler yapmıyor şu fraksiyonlar için...' Bölüyor, parçalıyor, bununla da yetinmiyor, vuruyor, öldürüyor..."

"PKK, yol keserek erlerimizi kurşuna diziyor. Kurşuna dizilen erlerimizin de insan hakları yok mu? Nerede insan hakları savunucuları?"

"PKK, 'şiddet yoluyla' sonuç almak isteyen bir Kürt milliyetçisi terör örgütüdür."

"Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz."

"Evrensel kültürün sanat ve düşün rüzgarları ile Türkiye er geç çağdaş uygarlığa demir atacak."

"Bir ulus ne kadar okuma-yazma, öğrenme, araştırma eğiliminde ise o kadar sağlam, o kadar hoşgörülü ve demokrat yapıda olur."

"Milliyetçilik ise sömürgecilerin değil, Mustafa Kemal devrimcilerinin bayrağıdır."

"Döviz transferi nedir, vergi iadesi nasıl alınır, devlet nasıl dolandırılır, bunları Mığırdıç'tan daha iyi bilecek bir Allah'ın kulu yoktur, olamaz da... Yahya Demirel, bu konuda Mığırdıç'ın yanında h…"

"Haklıdan yana değil, güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar. Güç merkezi değiştikçe dönerler, dönerler; fırıldak olurlar..."