Uğur Mumcu
1942 - 1993
Uğur Mumcu (22 Ağustos 1942 – 24 Ocak 1993), Türkiye’nin en tanınmış araştırmacı gazetecilerinden biri olarak kabul edilir. Gazetecilik kariyeri boyunca devlet, güvenlik aygıtları, terörizm ve siyaset arasındaki ilişkiler üzerine kapsamlı soruşturmalar yürütmüş; yazıları ve araştırmaları kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştır. Uzun yıllar Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapmış ve anayasalcı, laik değerlerin savunucusu olarak tanınmıştır. Yazınsal ve gazetecilik üretimi, araştırmacı gazetecilik geleneğinin güçlenmesine katkıda bulunmuştur. Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da uğradığı bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir; cinayet, Türkiye’de basın özgürlüğü ve devlet içindeki karanlık ilişkiler tartışmalarını derinleştirmiştir. Ölümü sonrası bıraktığı miras, gazetecilik etiği, şeffaflık ve devlet denetimi konularında uzun süre gündemde kalmış; ismi çeşitli ödül, araştırma merkezi ve anma etkinliklerine verilmiştir. Bugün Uğur Mumcu, sorgulayıcı gazeteciliğin simgelerinden biri olarak anılmakta ve özellikle hukuksal sorumluluk, demokratik denetim ve insan hakları savunusu bağlamında hatırlanmaktadır.
Sözler (63)
"12 Eylül, "yağmurun yağması gibi" doğal bir olaydı; parlamento tıkanmış, partiler işlevlerini yitirmiş, devlet, sağlı sollu terör karşısında çaresiz kalmıştı. Olayların önü 12 Eylül Harekâtı ile alınm…"
"Terör, öncelikle demokrasinin düşmanıdır. Bu açıdan bakarsak, «12 Eylül 1980 öncesinde Türkiye'de düşünce özgürlüğü vardır, Anayasa yürürlüktedir, demokrasi tastamam işlemektedir» diyemeyiz, dersek: i…"
"Bizler, 12 Eylül'ün getirdiği sınırlama ve yasaklara, kelimesi kelimesine uyuyoruz; uymaya çalışıyoruz. Ancak sağ basın kendisinde böyle bir yükümlülük görmüyor, hergün bu yasakları çiğniyor.Cumhuriye…"
"Devlet Başkanı Orgeneral Sayın Kenan Evren'in Kahramanmaraş'ta mezhep ayrılığı konularına değinmesi, bu ayrımcılığın yarattığı ve yaratacağı sonuçları vurgulaması son derece yararlı olmuştur."
"Orgeneral Kenan Evren, silah ambargosuna karşı takındığı tavırla gerçek yurtseverliğin, Atatürkçülüğün ve üstüne basa basa yazıyorum, gerçek "milliyetçiliğin" gereğini yerine getirmiştir."
"Silahı eline alan suç işlemiş olur, tetiği çeken suç işlemiş olur, anayasal düzeni devirmek için «silahlı çete» oluşturan suç işlemiş olur. Silahlı eylemleri ve örgütleri «düşünce özgürlüğü» içinde gö…"
"İnsan hakları PKK için var, PKK'nın kurşuna dizdiği insanlar için yok! Nasıl bir "insanlık" anlayışıdır bu?Cumhuriyet, 15 Haziran 1992"
"Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının eylemleri elbette suçtu. ... bu suç, anayasayı ihlal suçu değil silahlı çete kurmak ve bu çeteyi yönetmek suçlarıydı."
"Bülent Ecevit değişmemiş, açıkça başkalaşmıştır."
"Mezhepçiliği, bölgeciliği, Kürtlüğü ve Aleviliği aşamayan hiç kimse solcu, demokrat ve sosyal demokrat olamaz."
"Kürtler ve İngilizler, Kurtuluş Savaşı yıllarında hep işbirliği içindeydiler."
"Din ticareti ile meşgul olanlara bakın, hemen hemen hepsi milyarder. Oh ne kolay, çek bir besmele gelsin paralar.. Elhamdülillah Müslümanız! Elhamdülillah milyarderiz! Bir kolumuz siyasette, öbür kolu…"
"Döneklik" yalnızca bizim topluma özgü bir olgu değildir, tersine evrensel bir aydın hastalığıdır."
"Hiçbir düşünce alternatifsiz değildir. Her düşüncenin ve her uygulamanın karşı seçeneği vardır. Siyasal iktidara alternatif aramayan toplum kendini “totaliter” düşünceye teslim eder. Demokratik toplum…"
"Bulgaristan'da Türk kökenli 40 bin Bulgar yurttaşı, üzerinde pasaportları, sınırlarımızda bekletildiler. Bu soydaşlarımızın bütün işlemleri tamamlanmıştı. Fakat bu "milliyetçi", bu "Türkçü" ve bu "İsl…"
"NATO'ya girebilmek için kaç Mehmetçiğin, kaç subayın kemiklerini Kore dağlarında bırakıp geldik! Kore'de, Türk mezarlıklarındaki sessiz mezar taşları, Menderes hükümetlerinin utanç duvarları gibi durm…"
"Demokratik bir toplum için en büyük tehlike; yolsuzluklara, karanlık olaylara ve haksızlıklara karşı kamuoyunun duyarlılığını yitirmesidir."
"Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenen bir suçtur. "
"Kulaktan dolma bilgilerle ve kahve dedikoduları ile düşünmeye alıştırılan bir toplum, yavaş yavaş içinden çürür."
"Gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri düşünen politikacılarımız bu tablonun ressamlarıdırlar. 'Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler parolası ile liberalizm, en acı örneğini Türkiye'de vermişt…"