Hz. Muhammed (s.a.v.)
571 - 632
Muhammed (yaklaşık 570–632), İslam dininin kurucusu ve Müslümanların peygamberi olarak kabul edilir. Mekke’de, Kureyş kabilesi mensubu bir ailede doğduğu kabul edilir; erken yaşamında ticaretle uğraşmış ve Hicrî kaynaklara göre 610 civarında Mekke dışında aldığı vahiylerle peygamberliğini iddia etmiştir. İlk vahiylerden sonra yakın çevresinden kişilerle bir cemaat oluşturan Muhammed, ailesi ve takipçileriyle birlikte sosyal ve dini uygulamalarda reformlar getirmiştir. 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç (Hicret) ederek burada hem dini hem de siyasi önderlik kurmuştur. Medine dönemi onun liderliğinde Müslüman toplumun örgütlenmesi, hukukî ve diplomatik ilişkilerin şekillenmesi ile karakterizedir; kısa süre içinde Arabistan yarımadasının büyük bir bölümünde etkili oldu ve 630’larda Mekke’nin barışçıl bir şekilde fethiyle şehir yeniden İslam’ın merkezlerinden biri haline geldi. 632 yılında Medine’de vefat etmiş olup, Kur’an ve hadis literatürü aracılığıyla İslam teolojisi, hukuku ve toplumsal yapısı üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır. Hem inanç açısından büyük bir saygı odağı hem de tarihsel araştırmalar için yoğun biçimde incelenen bir figürdür; hayatının ayrıntıları kaynaklar ve modern akademik tartışmalar çerçevesinde sürekli değerlendirilir.
Sözler (365)
"Fuhuş yeryüzünde yaygınlaşınca yer sarsıntıları (depremler) olur. İdareciler halka zulüm ve haksızlık yaptıklarında yağmurlar kesilir [Kuraklık ve kıtlık başlar]. İslam toplumunda yaşayan gayrimüsliml…"
"Farz ibadetlerinden sonra Allâh yanında amellerin en sevgilisi (rızasına muvâfık olanı), Müslüman'ın kalbine sevinç koymaktır."
"Gece karanlığı olmaya başladığı zaman; çocuklarınızın dışarıda bulunmalarına engel olun. Çünkü o sırada şeytanlar çevreye yayılıp dolaşırlar."
"Gerçek Müslüman, odur ki Müslümanlar kendisinin elinden ve dilinden emindir. Gerçek muhacir ise Allah'ın yasaklarını terk eden kimsedir."
"Güçlü kimse insanlar üzerinde güreşte yenen değil, hiddet anında kendini zapt eden, iradesine sahip olandır."
"Günahlara tevbe eden, günah işlemeyen gibidir. Günahlara tevbe ve istiğfar edip o günaha devam eden, Rabbi ile istihza eden gibidir."