Hermann Hesse
1877 - 1962
Hermann Hesse (1877–1962), Almanya doğumlu İsviçreli romancı, şair, çevirmen ve ressamdır. Calw, Württemberg’de doğan Hesse, 20. yüzyılın en etkili Alman dili yazarlarından biri olarak kabul edilir. Eserlerinde bireysel arayış, ruhsal uyanış ve Doğu felsefelerinin Batı psikolojisiyle olan kesişimi gibi temaları işler. Başlıca romanları arasında Demian (1919), Siddhartha (1922), Steppenwolf (1927) ve Narcissus and Goldmund (1930) sayılabilir; bu eserler, modern bireyin içsel çatışmalarını ve kimlik arayışını derinlemesine ele alır. Hesse, edebi kariyeri boyunca hem metinleri hem de ressamlık çalışmalarıyla tanınmıştır; 1946’da Nobel Edebiyat Ödülü ile onurlandırılmıştır. 1919’dan itibaren uzun yıllarını İsviçre’nin Montagnola kasabasında geçirerek eserlerinin bir kısmını burada kaleme almıştır. Çalışmaları dünya çapında geniş bir okuyucu kitlesi kazanmış, özellikle 1960’ların ve 1970’lerin karşı-kültür hareketlerinde yeniden keşfedilmiştir. Hesse’nin yazınsal mirası, bireysel özgürlük, maneviyat ve edebi estetik arayışlarına yaptığı kalıcı katkıyla günümüzde de etkisini sürdürmektedir.
Sözler (50)
"Geçmişte olan, gelecekte olan hiçbir şey yoktur; her şey vardır sadece, şu an içinde varlık sahibidir."
"Oh, tüm çile ve kahırlar zaman değil miydi? Tüm uğraşıp didinmeler, tüm korkular, dünyadaki bütün güçlükler, bütün düşmanlıklar, silinip gitmiyor mu, yenilgiye uğratılmıyor mu?"
"Bilgelik, bir başkasına anlatılamaz; bir bilgenin başkalarına anlatmaya çalıştığı bilgelik, aptalca bir şey gibi gelir kulağa."
"Bilgi, bir başkasına aktarılabilir; bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir ama bilgelik anlatılamaz…"
"Bir insanın hazinesini ve bilgeliğini oluşturan şeyin, bir başkasının kulağına her zaman aptalca gelmesine de hiç diyeceğim yok."
"İçki içen biri duyarlılığını kaybeder kaybetmeye, kısa süre kaçıp kurtulur acılarından, dinlenir ama sonunda bu kuruntudan geri dönüp gelir geriye; her şeyi bıraktığı gibi bulur, ne bilgeliği artmış n…"
"Biz bir insandan nefret ettiğimizde, kendi içimizde yuvarlanıp bu insanın görüntüsüyle karşımıza çıkan birinden nefret ederiz. Bizim kendi içimizde olmayan şey, bizi kızdırmaz."
"Göğüs, beden her zaman tektir, içinde barınan ruhlar ise iki ya da beş değil, sayılamayacak kadar çoktur; insan yüz zardan oluşmuş bir soğana, pek çok iplikten dokunmuş bir kumaşa benzer."