Gülse Birsel
1971 - günümüz
Gülse Birsel, Türkiye'de tanınmış bir senarist, oyuncu, köşe yazarı ve televizyon yapımcısıdır. Mizah ve toplumsal eleştiri unsurlarını başarıyla harmanlayan senaryoları ve televizyon dizileriyle geniş bir izleyici kitlesi kazanmıştır. Özellikle şehir yaşamını, ilişkileri ve gündelik alışkanlıkları irdeleyen hiciv diliyle dikkat çeker; yazdığı bölüm ve karakterlerle çağdaş Türk televizyon komedisinde belirgin bir etki bırakmıştır. Kariyerinde hem yazarlık hem de oyunculuk alanlarında aktif olan Birsel, popüler kültürde güçlü bir yer edinmiştir. Televizyon dizileri aracılığıyla oluşturduğu karakterler ve diyaloglar, Türk televizyon mizahının şekillenmesine katkıda bulunmuş, eleştirel ve nükteli üslubu sayesinde hem seyirci hem de eleştirmenlerden ilgi görmüştür. Gazetecilik ve köşe yazarlığı geçmişi de bulunan Birsel, güncel olgulara dair keskin gözlemleriyle toplumsal konuları mizahi bir dille ele almaya devam etmektedir. Çalışmaları; televizyon, yazılı basın ve sahne gibi farklı mecralarda geniş yankı uyandırmıştır.
Sözler (29)
"İnsanlık tarihinin en güzel cümlesi "Seni seviyorum" değil, "İyi huylu çıktı"dır! Bu noktada, yani hasta olmadığınızı öğrendiğiniz anda, gök masmavidir, güneş pırıl pırıl parlar, kuşlar cıvıldar, bütü…"
"Hayat kısa. Bir tek güldüklerimiz yanımıza kar kalacak.yoksa oku, calış, evlen, cocuk yap, para kazan, para kaybet, yaslan, öl hep aynı."
"Sonra belki yazarım. Ama canım isterse, havamı bulursam. Bugün böyle, keyfimin kahyası izin yapıyor."
"Türkiye'deki insanların çoğu şuna inandırılmış biçimde: "Sen aslında müthiş birisin, şöhret, para, hepsi seni bekliyor. Ama hakkını yiyorlar!""
"Çünkü siz, biz gazeteciler olmadan bilinçsiz, şuursuz, öyle etrafta dolaşan bir güruhsunuz. Okuyun da biraz kendinize gelin !"
"Bir İngiliz, Bir Fransız, Bir de Türk uçağa binmişler..." diye başlayan bir hikayeye gülmeyeli ne kadar zaman oldu?"
"Haklı ve mağdur olmak kadar güzel şey var mı? Vicdanın rahat, kaderden de alacağın var, süper! Zamana bırak ve pis pis gülümse."
"Bu ülkede bir gün, paranın yenemeyeceğini ve en büyük servetin beton değil beyin olacağını öğreneceğiz. Bir gün..."
"Huşu içinde fark ettim ki Sayın Erdoğan'ı zaman zaman kendimden bile çok görüyorum! Abartma değil. Günde yirmi defa aynaya bakmıyorum mesela."