J. D. Salinger
1919 - 2010
J. D. Salinger (Jerome David Salinger, 1919–2010), 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının en etkili ve tartışmalı figürlerinden biridir. 1 Ocak 1919'da New York'ta doğan Salinger, II. Dünya Savaşı deneyimlerinin de etkisiyle insan ilişkileri, kimlik ve yabancılaşma temalarını derinlemesine işleyen kısa öyküler ve romanlar yazdı. 1951'de yayımlanan The Catcher in the Rye, ergenlik dönemi psikolojisini ve başkaldırıyı samimi, konuşma diliyle aktarmasıyla hızla kült statüsüne yükseldi ve Holden Caulfield karakteri edebiyat tarihi açısından ikonikleşti. Salinger, kısa öyküleriyle The New Yorker gibi dergilerde yer aldı ve Franny and Zooey, Nine Stories, Raise High the Roof Beam, Carpenters and Seymour: An Introduction gibi eserlerle Glass ailesi üzerindeki anlatısal evrenini genişletti. 1950'lerin sonlarından itibaren daha izole bir yaşam sürmeyi tercih etti; yayıncılıkla ilişkisini sınırladı ve kişisel mahremiyetine büyük önem verdi. Ölümü sonrası bile eserleri, sansür ve gençlik edebiyatı tartışmalarıyla, modern Amerikan romancılığına etkisiyle akademik ve popüler ilgiyi canlı tutmaya devam etmektedir.
Sözler (20)
"Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir."
"Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir şekilde ölmek istemesidir; Olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir."
"Dünyada hoş şeyler de var. Hakikaten hoş şeyler yani. Hepsini birden ıskalayacak kadar da salağız biz. Olup biten her şeyi hemen o sefil küçük egolarımıza gönderiyoruz."
"İnsanların davranışları karşısında aklı karışan, korkuya kapılan, hatta hasta olan ilk kişinin sen olmadığını anlayacaksın o zaman. Bu konuda hiçte yalnız değilsin."
"Bir şeylere üzülüyorsam, tuvalete gitmem gerekse bile gitmem. Üzülmekten gidemem. Üzülmeyi bırakıp gidemem."
"Ben kimsenin ardından, "İyi şanslar!" diye bağırmam. O ne korkunç bir sözdür, bir düşünürseniz."
"Karşınızdakine seni seviyorum dediğinizde karşılık olarak ‘ne?’ cevabını almak ne kötü bir şeydir!"
"Trenlerle yolculuk etmeyi çok severim. Evlenince artık cam kenarında oturmak zorunda kalmazsınız."