Charles Bukowski

Charles Bukowski

1920 - 1994

Henry Charles Bukowski (16 Ağustos 1920 – 9 Mart 1994), Alman asıllı Amerikalı şair, romancı ve kısa öykü yazarıdır. Andernach, Almanya’da doğup çocukken ailesiyle birlikte Los Angeles’a göç eden Bukowski, yaşamının büyük bölümünü Amerikan kentsel alt sınıfının zorlukları, işçi sınıfı deneyimleri, alkolizm ve aşk hayatı etrafında şekillendirdi. Kendi yaşamından yoğun biçimde beslenen eserlerinde yalın, doğrudan ve zaman zaman acımasız bir dil kullandı; bu üslup onu “kirli gerçekçilik” ve istismar edilmiş günlük yaşamın sesi olarak konumlandırdı. Edebiyata geç dönemde, postanede çalışmak gibi çeşitli işlerde bulunarak geçirilen yılların ardından yazarlık kariyerini geliştirdi; en bilinen romanları arasında Post Office (1971), Women (1978) ve Ham on Rye (1982) yer alır. Şiir kitapları ve kısa hikâye derlemeleri de büyük ilgi gördü. Bukowski, Black Sparrow Press gibi yayınevleri aracılığıyla geniş bir okuyucu kitlesi edindi ve şiir okumalarıyla popüler kültürde etkisini genişletti. Ölümünden sonra dahi eserleri küresel bir takipçi kitlesi oluşturdu; bugün çağdaş bağımsız şiir ve otobiyografik kurgu üzerinde kalıcı bir etkiye sahiptir.

Sözler (60)

"Kızlar uzaktan iyi görünüyor, güneş elbiselerinde ve saçlarında parlıyordu. Ama yakınlaşıp ağızlarından akan beyinlerini dinleyince silahlanıp yeraltına gizlenmek istiyordum."

"Kadın olsam hayat kadını olurdum."

":(Kaptan yemeğe çıktı ve tayfalar gemiyi ele geçirdi kitabından)"

"Sizi bilmem ama ben her sabah ayakkabılarımı bağlamak için eğildiğimde "Tanrım yine mi?" diye geçiririm içimden"

"Zaman unutturmaz, uyuşturur."

"Kadınımı ödünç al ama arabamı asla."

"Biri bana çirkin olduğumu söyledikten sonra; gölgeyi güneşe, karanlığı ışığa yeğler olmuştum."

"Gerçek; susuz yenen bir portakaldır."

"Colorado'da üç yıllık yemek ve içki ikmali yapılmış bir mağaraydı istediğim. Kumla silecektim kıçımı. Her şeyi, bu basit, korkakça ve sıkıcı yaşantının içinde boğulmaya yeğlerdim."

"Saçımı taradım keşke yüzümü de tarayabilseydim."

"Bir çiçeğe konan kelebek olmaktansa, bir boka konan sinek olmayı tercih ederim."

"Biliyor musun Meg, kötü olanla, bize kötü olduğu öğretilenler farklı şeyler olabilir? Toplum bize bazı şeylerin kötü olduğunu öğretip bizi köleleştirmeye çalışır."

"Benim konularım bira içmek, at yarışları ve senfonik müzik dinlemekten ibaretti. Eksik bir hayat olduğu söylenemezdi ama hayatın tamamı da değildi."

"Ben de küçük şeylerden mutlu olabilirim ama bu kadar bokun arasında o küçük şeyleri çıkarmaya üşeniyorum."

"Aşk, gerçekliğin ilk ışığında yok olacak bir sistir."

"Üzülme evlat, kaybettiğini sandıkların, kurtulduklarındandır belki."

"Acı, beni ikinci bir ten gibi sarmış."

"Dengeli insan delidir."

"Hiçbir şey gerçek kadar sıkıcı olamaz."

"En kısa andır mucize."