Sigmund Freud
1856 - 1939
Sigmund Freud (1856–1939), Avusturyalı nörolog, düşünür ve psikanalizin kurucusudur. 6 Mayıs 1856'da Moravya'da doğan Freud, Viyana Üniversitesi'nde tıp eğitimi almış ve nörolojik gözlemlerini klinik uygulamalarla birleştirerek ruhsal süreçlerin dinamik yapısına ilişkin kuramsal bir çerçeve geliştirmiştir. 1890’lardan başlayarak Josef Breuer ile ortak çalışmalar ve daha sonra kendi klinik uygulamaları aracılığıyla bilinçdışı, baskılama, rüya çözümlemesi ve serbest çağrışım gibi kavramları sistematize etmiş; 1900 tarihli Die Traumdeutung (Rüya Yorumu) ile geniş çapta tanınmıştır. Freud’un vaka incelemeleri ve yazıları psikoterapi uygulamalarının yapılandırılmasında önemli yol gösterici olmuştur. Freud, kişiliği id, ego ve süperego şeklinde yapılandıran yapısal kuramı ile psikoseksüel gelişim aşamalarını öne sürmüş; savunma mekanizmaları kavramını geliştirmiştir. Teorileri psikiyatri, psikoloji, edebiyat eleştirisi ve kültürel çalışmalar üzerinde derin etkiler yaratmıştır; aynı zamanda metodolojik ve ampirik temellendirme eksiklikleri nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. 1938’de Nazi baskısından kaçarak Londra’ya göç etmiş, 23 Eylül 1939’da ölmüştür. Freud’un mirası, hem kuramsal tartışmaların hem de psikoterapötik uygulamaların merkezi bir referansı olmaya devam etmektedir.
Sözler (49)
"Freud aydınlanma felsefesinin son temsilcilerinden biriydi. O, aklın; güçlü bir insanın sahip olduğuna ve onu karışıklıktan ve çürüyişten kurtarabildiğine gerçekten inanmıştı."
"Çok keskin bir vizyonu vardı, hiçbir illüzyon onu teskin edecek bir biçimde uyutmadı, kendi düşüncelerindeki ekseriyetle abartılı inancı hariç."
"Ne biçim ilerleme kaydediyoruz. Orta Çağda olsa beni yakarlardı. Şimdiyse kitaplarımı yakmakla yetiniyorlar."
"Eğer bir adam herhangi bir dini öğretinin öne sürdüğü tüm saçmalıkları sorgulamaksızın kabul ediyor ve hatta bunlar arasındaki çelişkileri görmezden geliyorsa, o zaman bu adamın zekasından şüphe edebi…"
"Belli başlı dinsel öğretilerin tarihsel değeri konusundaki bilgimiz, onlara karşı saygımızı artırır, ancak uygarlık düzeninin nedeni olarak gösterilmesinden vazgeçilmesi konusundaki önerimizi geçersiz…"
"Cinsel eğilimlerin temeli hazdır. İnsan sevince aptallaşır. Aşk yoktur, libido vardır. Bir objeye duyulan sevgi, ona sahip olma isteğinden gelir. Hiçbir erkek birlikte olmak istemeyeceği bir kızla yak…"
"Her zaman bizim dış dünya karşısındaki bağımsızlığımızı anlamaya bilim girişecektir; din ise gücünü bizim içgüdüsel isteklerimizi karşılamak olgusundan alan bir yanılsamadır."
"İnsanlığa ait dinler, kitlesel sanrılar içinde sınıflandırılmalıdır. Bu sanrıya sahip kişiler, söylemeye bile gerek yok, böyle bir durum olduğunu fark etmezler bile."
"Otuz yılımı kadın psikolojisini incelemeye ayırmama karşın hala şu büyük sorunun yanıtını bulamadım: Peki ama şu kadınlar gerçekten ne istiyorlar?"
"Dinsel doktrinler tümüyle illüzyonlardır, kanıt kabul etmezler ve hiçbir kişi onları doğru kabul etmeye ya da inanmaya zorlanamaz."
"Dinler, kendilerini sevgi ve merhamet dini olarak tanımlasalar dahi, onlara inanmayan insanlara karşı sert ve acımasızdırlar."
"İnsanların çoğu özgürlüğü gerçekten istemezler; Çünkü özgürlük sorumluluk gerektirir, ve insanların çoğu da bundan korkar."
"Meryem Ana'nın mucizelerine inanan insan sayısı, bilinçdışının varlığına inanan insan sayısından çok çok daha fazla."
"Bilgi hazinelerine ulaşabilen insanların sayısı ne kadar artarsa, dini inanışlardan kopuş da o kadar yaygınlaşır."
"Garip değil mi? Ulaştamayacağın kadar yüksekte sandığın kişiler, aslında eğilemeyeceğin kadar alçaktadır."
"Düşünebilen herkesin insan olması, insan olan herkesin düşünebildiği manası gelmiyor ne yazık ki."
"Duygular söz konusu olduğunda yüreğin ne diyorsa o ama birşeyler yapacaksan aklın ne diyorsa o..."
"Herkes zirvede olmayı hedefler ama hiç kimse bilmez ki zirve; Yükselişin sonu, inişin başlangıcıdır."
"Uzun vadede hiçbir şey akıl ve deneyime direnemez; dinin her ikisiyle de çeliştiği oldukça açıktır."