Sevan Nişanyan

Sevan Nişanyan

1956 - günümüz

Sevan Nişanyan, Türkiye kökenli yazar, dil araştırmacısı, etimolog ve restorasyoncu olarak tanınır. Özellikle Türkçe kelimelerin kökenlerini ve tarihî gelişimini ele alan Nişanyan Sözlük’ün (etimolojik Türkçe sözlüğü) kurucusu ve başmimarıdır; bu proje hem dijital hem de basılı kaynaklar aracılığıyla geniş bir okuyucu kitlesi kazanmıştır. Yazıları ve rehber niteliğindeki eserleri, tarih, kültür ve yerel coğrafyanın kesişiminde duran bir perspektif sunar; aynı zamanda seyahat yazarlığı ve yerel miras koruma çalışmalarıyla dikkat çeker. Kariyeri boyunca restorasyon projeleri ve kültürel mirasın korunmasına yönelik girişimleriyle bilinir; bu çalışmalar, yerel tarih bilincinin güçlendirilmesine katkıda bulunmuştur. Türkiye’de bazı uygulamaları ve açıklamaları nedeniyle hukuki ihtilaflar yaşamış, bu süreçlerde mahkûmiyet ve tutuklanmalar gündeme gelmiştir; bu durum kamuoyunda geniş yankı bulmuştur. Güncel olarak dilbilimsel araştırma, sözlük çalışmaları ve kültürel miras meseleleri üzerine yazmaya ve proje üretmeye devam etmektedir.

Sözler (42)

"Benjamin Constant, düşünce tarihinde sanırım kişi olarak kendime en yakın hissettiğim adamdır. Adolphe da okuduğum en iyi roman. İnsanın ruhunda elli sene iyileşmeyecek yaralar açan cinsten."

"Korkutup boyun eğdirebileceklerini zannettiler. Yapamadılar. Cumhuriyet dönemi boyunca kusursuzlaştırdıkları yöntemleri kullanarak, daha önce yüz binlercemizi kaçırdıkları gibi, yurtdışına kaçırabilec…"

"Sırası gelmişken belirteyim, cadı yakmak da bir Ortaçağ geleneği değil. 1484-86 yıllarında moda olmuş, ondan sonraki 100-150 yıl boyunca Avrupa kültürüne mal olmuş. Bizim tarih kitaplarında Yeniçağ de…"

"Ben bu kişinin Tanrı'yla gerçekten temas kurduğuna, mesaj aldığına inanmıyorum. Hatta bu iddiayı saçma ve anlamsız buluyorum. Peygamberliğin tarihin çok ilkel bir döneminde ortaya çıkmış bir meslek ol…"

"Eminim Muhammed’den önce de Mekke’de Lat, Menat ve Uzza’yı ‘kabul edilebilir’ bir dille tahkir ve tezyif edenler vardı. Ama söylenen sözü insanların DUYMASI için elde balta Kâbe’nin kapısına dayanmak …"

"Bir zamanlar dünyanın en güzel kasaba ve kentlerinden yüzlercesine sahip bir ülkeydi burası. Hepsi bir örnek ucuz, sefil, zevksiz, sağlıksız, kişiliksiz apartman yığışmaları diyarına çeviren kimdir, b…"

"Arapça bir sözcük olan cumhûr esasen ‘’küme, yığın’’ demek. Çöldeki kum tepelerine Araplar cumhur diyor. Bunun çoğulu cemâhir bazen ‘’topluca hareket eden insan kalabalığı’’ anlamında da kullanılıyor."

"Gerçek özgürlük -eğer özgürlük diye bir şey varsa - budur : seni esir alan nefsini, köle kılan çıkarını ve sosyal mecburiyetleri hepten bir kenara itip bir şeyi sadece 'güzel' olduğu için yapabiliryor…"

"Hukuki bakımdan ‘aşağılama’nın ne olduğunu da her somut ifade için ayrıca ele almak gerek. Örneğin ‘bu kadar açık delile rağmen inanmayan insanın aklına şaşarım’ demek hakaret midir, değil midir?"

"Oysa dindar insanların acayip bir ALINGANLIK meselesi var. Olayı bir fikir ayrılığı olarak görmek istemiyorlar. Anasına nenesine dil uzatılmış moduna geçiyorlar anında. Bu da bana haksızlık gibi geliy…"

"Allah şöyledir, böyledir, şunu ister, bunu istemez’ diye ahkâm kesen HERKESİN boş konuştuğunu düşünüyorum. Çünkü ‘Nereden biliyorsun?’ sorusunun tatmin edici bir cevabı yoktur."

"Arapça cahil’in çoğulu cuhala. Af'al vezninde achal ise ism-i tafdil adı verilen kıyas ve abartı formu: pek cahil demek. Echel-i cühela deyimi “bilmezlerin en bilmezi” anlamına geliyor."

"Türkiye’de pek çok insanın kafası din ve ifade özgürlükleri konusunda karışıktır. Ama aynı zamanda bu konuları düşünmeye ve tartışmaya yönelik ciddi bir istek ve merak vardır."

"Ahaliye korku salan isyancılar mıdır, yoksa üç bin köyü yakıp yıkan, ağzını açanı tutup götüren, allahın dağındaki çobanı terörist diye bombalayanlar mı, onu da bilmiyorum."

"Bundan yüzlerce yıl önce, Allah ile kontak kurduğunu iddia edip; bundan siyasi, mali ve cinsel menfaat temin etmiş bir Arap lideriyle dalga geçmek, nefret suçu değildir."

"Devlet dediğin şey, birtakım küçük insanların kendilerini olduklarından daha güçlü veya önemli göstermek için kurdukları bir düzenek değil mi? Düşünürsen, hepsi bu."

"Kayseri kenti ile Erciyas dağı son yıllarda daha çok ülkücü vatandaşlarımızın cirit attığı yerler olarak anılır oldular. Bilseler herhalde üzülürler: iki yerin de adı Rumca."

"Sıkıntı çekmek kayıp mıdır, kazanç mıdır? Esas soru o. Sanırım ‘adam olmak’ diye tarif edilen şeyin ilk koşulu, sıkıntı çekmenin kazanç olduğunu anlamaktan geçiyor."

"Ancak bir ifadeyi rahatsız edici veya kötü bulmakla, bunun hukuki bakımdan suç sayılması gereken bir hakaret veya aşağılama olduğunu iddia etmek aynı değil."

"Türkiye’de güncel siyaset kısır bir kasaba dedikodusundan öteye gitmiyor. Severim ara sıra dedikoduyu da, üzerinde kalem oynatmaya değmez kanımca."