Auguste Comte
1798 - 1857
Isidore-Marie-Auguste-François-Xavier Comte (genel olarak Auguste Comte olarak bilinir) 19 Ocak 1798’de Montpellier, Fransa’da doğmuş; 5 Eylül 1857’de Paris’te ölmüştür. Eğitimini matematik ve doğa bilimleri temelli bir bakışla alan Comte, sıradan felsefi ve teolojik açıklamaların yerine ampirik gözlem ve düzen arayan bir yöntem geliştirerek pozitivizmi (pozitivizm) sistemleştirmiştir. En bilinen eserleri Cours de philosophie positive (Pozitif Felsefe Dersleri) ve Système de politique positive (Pozitif Politika Sistemi) olup, bu çalışmalarda bilimlerin sınıflandırılması, toplumsal düzen ve bilgi felsefesi üzerinde kapsamlı öneriler sunmuştur. Comte’un en etkili katkılarından biri “üç evre yasası”dır; bu yasa insan düşüncesinin teolojik, metafizik ve pozitif aşamalarından geçtiğini öne sürer. Ayrıca “sociologie” terimini literatüre kazandırarak sosyolojinin bir disiplin olarak biçimlenmesine öncülük etmiştir. Sonraki kuşak sosyologlar ve filozoflar üzerinde derin etkiler bırakmış; toplumsal düzen, seküler etik ve modern bilimsel metodun sosyal uygulamaları üzerine tartışmaların merkezinde yer almıştır. Kişisel yaşamında duygusal ve entelektüel ilişkiler ile sağlık sorunları, son dönem düşüncelerinin ve ‘İnsanlık Dini’ gibi daha normatif projelerinin şekillenmesinde rol oynamıştır.
Sözler (24)
""Yeni din", sonunda Pozitif Din olacaktır. Bu dinin Tanrısı insanlık, peyamberi bilim adamları ve mucizeleri ise ilmî keşiflerdir. İbadet üsttün bir varlığa tapınarak değil insanlığın gelişimi için ça…"
"Aklını kullanan insan barış ve sükunete kavuştur. Bu nedenle insandaki bencil duyguları, akıl ve zeka aracılığıyla çıkarsız hale getirmek zorunludur."
"Dogmatizm, insan zekasının normal hali, onun doğası nedeniyle sürekli olarak ve her türüyle, en uzak göründüğü zaman bile meylettiği haldir."
"Şüphecilik bir kriz halinden ibaret olup insan aklının bir öğretisi değişikliğine geçişinde ortaya çıkan zihinsel bunalımın kaçınılmaz sonucudur."
"Birey toplumsal bir varlıktır. İnsan daha ziyade duygular ve egosuyla hareket eder; zeka ve aklını kullanmaktan sürekli kaçınır."
"Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan Şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar."
"İyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak. Bu asıl hareket ruslardan fazla özellikle türklerde göze çarpıyor."
"Zeka ve akıl onu toplumsallaşma olgusuna götürür. Arzu ve duygularla yaşayan insanlar sürekli didişirler."
"Tek gerçek yaşam, soyun müşterek yaşamıdır; bireysel yaşamın soyutlama dışında bir varoluşu yoktur."
"Dünyada kesin olan tek şey geçmiştir, fakat üzerinde çalışmak zorunda olduğumuz her şey gelecektir."
"İnsan zekası bir aracısı olmadan, bütün olayları gözleyebilir; gözleyemeyeceği tek olay vardır: kendisi."
"Sevgi tek ahlaki duygudur, çünkü yalnızca o toplumculuğun kişisellikten üstün tutulmasını sağlar."