Étienne de La Boétie

Étienne de La Boétie

1530 - 1563

Étienne de La Boétie (1530–1563), Fransız hümanist, hukukçu ve politik düşünürdür. 1 Kasım 1530'da Sarlat'da doğduğu ve genç yaşta hukuk eğitimi aldığı; ardından Bordeaux Parlamentosu'nda görev yaptığı kaydedilir. Kısa yaşamına karşın hem mahkeme hizmeti hem de entelektüel üretimleriyle dikkat çekmiş, çağdaşları arasında özellikle yakın dostu Michel de Montaigne ile olan ilişkisiyle anılmıştır. Hayatı boyunca hukuk, edebiyat ve siyaset üzerine çalışmış; genç yaşta edindiği entelektüel olgunlukla dönemin düşünce hayatına katkıda bulunmuştur. En bilinen eseri Discours de la servitude volontaire (Gönüllü Kölelik Üzerine Konuşma) olup, baskı ve itaat ilişkisini, tiranlığın sürdürülebilirliğinin temelinde halkın rızasının bulunduğunu savunur. Bu eser, otoriteye karşı sivil itaatsizlik, bireysel irade ve özgürlük temalarını tartışarak hem erken modern siyaset kuramı içinde özgün bir yere sahip olmuş hem de sonraki yüzyıllarda liberal, cumhuriyetçi ve anarşist düşüncelere ilham vermiştir. Montaigne, La Boétie'yi övgüyle anmış ve onun fikirlerini sonraki kuşaklara aktarmada önemli rol oynamıştır; La Boétie, erken yaşta 18 Ağustos 1563'te vefat etmiş, geride etkili bir düşünsel miras bırakmıştır.

Sözler (60)

"Sizin onu itmenizi veya onu sarsmanızı istemiyorum. Sadece onu taşımayı bırakın ve göreceksiniz, kaidesi altından alınmış kocaman dev bir heykel gibi kendi ağırlığıyla düşüp parçalanacaktır."

"Devlet, toplumu kurdurduğu bağımlılık ilişkileri zinciriyle ve yeniden ürettiği hakim ideolojiyle sürekli bir denetim altında tutmakta ve bireylerin ergibleşmesini önlemektedir."

"Demek ki halklardır kendilerini teslim edenler, daha doğrusu kendilerini ezdirenler; çünkü kulluk etmeye son verdikleri an üstlerindeki bu yükten de kurtulmuş olacaklardır."

"Meşruluğu elde eden iktidar, kendini çepeçevre saran bir imgeler, inançlar sistemi yaratarak, kişilerin iktidar ilişkilerini kendisinin saptadığı yönde algılamasına yol açar."

"Hiç sahip olmadığımız şeyler için hiç üzülmeyiz; üzüntü yalnızca ve her zaman tadılan hazdan sonra gelir; sahip olunanın bilgisi geçmiş sevinçlerin hatırasına eklenir."

"Eğer insanlar fazla sağır olmasaydılar, hayvanların onlara 'yaşasın özgürlük' diye haykırdıklarını duyarlardı. Hayvanların birçoğu yakalandıktan hemen sonra ölür."

"Hiçbir zaman bilmediğimiz bir şeyden dolayı sızlanıp yakınmayız; üzüntü, pişmanlık, ancak hazdan sonra ve her zaman geçmiş sevincin anısının ardından gelir."

"Tiranlık, yalnız bir kişinin konuşup diğerlerinin onu dinlediği... ve kitlelerin tiranın söylemini tekrarlamaktan başka bir şey yapmadığı bir durumu temsil eder."

"İnsanların gönüllü kulluk etmelerinin birinci nedeni olarak serf doğduklarını ve bu biçimde eğitildiklerini söylemiştim."

"Hiç kimse zarar verilmeden köle durumunda tutulamaz ve dünyada hiçbir şey haksızlık kadar doğaya aykırı değildir."

"Dostluğun ortak ödevleri, bizim doğamızın yapısından dolayı, yaşam sürecimizin önemli bir parçasını alıp götürür."

"Diktatörler, kendilerine itaat edildiği için iktidarda kalırlar. Onlardan korkulmaz ve itaat edilmezse zorda kalırlar."

"Özgürlük öylesine büyük ve öylesine hoş bir iyiliktir ki, bir kez kayboldu mu tüm kötülükler arka arkaya sıralanır."

"İktidarın baskıya, fiziksel şiddete başvurması, genellikle hegemonya işlevinin başarısız olduğu anlamına gelir."

"Özgürlüğü, bağımsızlığa ve ? bağımsızlığın sağladığı rahat yaşama yeğleyebilen yalnızca bilge bir azınlıktır."

"Özgür insanlar arasındaki her kişi, hem kendisi hem de toplumun iyiliği için en iyisini yapmayı arzular."

"Tiran, onlar kendisiyle çatışmak yerine katlanmayı tercih ettiği sürece onlara hiçbir zarar vermez."

"Hükmedilen halk niçin ve nasıl boyun eğerken onaylayana, yani gönüllü kullar toplamına dönüşür?"

"Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır."

"Öyle bir yaşam sürüyorsunuz ki, hiçbir şeyin size ait olduğunu söyleyebilecek durumda değilsiniz."