Pierre-Joseph Proudhon

Pierre-Joseph Proudhon

1809 - 1865

Pierre-Joseph Proudhon (1809–1865), Fransız siyaset düşünürü, ekonomik teorisyen ve modern anarşizmin erken önemli figürlerinden biridir. 15 Ocak 1809'da Besançon'da doğan Proudhon, sınırlı resmi eğitimine rağmen matbaacılık ve gazetecilik yoluyla entelektüel hayata girmiş; sosyal eşitsizlikler, mülkiyet ve emek ilişkileri üzerine yoğunlaşan makaleler ve kitaplar yayımlamıştır. 1840 tarihli Qu'est-ce que la propriété? (Mülkiyet Nedir?) eserinde özetlenen "Mülkiyet hırsızlıktır" tezi, dönemin ve sonrasının siyasi tartışmalarında geniş yankı bulmuştur. Proudhon, özel mülkiyete yönelik eleştirileriyle birlikte karşılıklılık (mutualizm) temelli kooperatifler, kredi birlikleri ve federatif yerel örgütlenmeler gibi alternatif ekonomik ve toplumsal modeller önermiştir. 1848 Devrimi sırasında siyaset sahnesinde yer almış ve Jean-Jacques Rousseau'dan sosyalist akımlara kadar farklı kaynaklardan etkilenmiş, aynı zamanda Karl Marx ile teorik çekişmelere girmiştir. Eserleri hem sosyalist hem de libertean akımlar üzerinde kalıcı bir etki bırakmış; entelektüel mirası, karmaşık ve kimi zaman çelişkili görüşleri nedeniyle günümüzde de eleştirel ve tarihsel açıdan incelenmektedir.

Sözler (125)

"Korkunç kisvelere sokulan Tanrı, her yerde insanın ve devletin malı haline geldi. İşte yaşam biçimlerinin din tarafından yozlaştırılması böyle başladı ve kutsal savaşların ve bağnaz nefretlerin kaynağ…"

Din

"Sanat gelişimini kendi dışındaki gelişmelere borçludur. Kendi öz gücüyle baş başa bırakılmış bir sanat, doğası gereği fantezici olur, kendini tekrar etmekten kurtulamaz ve durağanlığa mahkum olur."

"İnsan bilgeliğinin adaletle ilgili en makul öğretisi şu meşhur özdeyişte özetlenmiştir: Başkalarına sana davranmalarını istediğin gibi davran; sana yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma."

"Yasa, insan arzularının üzerindeki hakem statüsüdür...Toplum işçilerin kara kaşına kara gözüne ne kadar kayıtsızsa, kendi dışında üretilenlere karşı da o kadar kayıtsızdır."

"Mülkiyet hak mıdır? Herkes tereddütsüz: Evet mülkiyet haktır diye cevap veriyor. Herkes diyorum, çünkü şimdiye kadar kimse düşünüp taşınıp da hayır diye cevap vermemiş bu soruya."

"Neyin kendisi için iyi olduğuna dair sağlam bir hükme varmaktan henüz aciz olan halk, pohpohlandığı zaman ayrım gözetmeden kendisine en zıt fikirleri bile alkışlamaktan çekinmez."

"Nerde kaldı "iyi günde kötü günde " methiyeleri. Toprak bize ait, sizin parmak kadar bir toprak parçanız bile yok. Bizim de artık sizin hizmetlerinize ihtiyacımız yok, defolun gidin."

"İnsan sahip olduğu akıl sayesinde, saygınlığını kendi kişiliğinde olduğu gibi benzerinin kişiliğinde hissetme ve hem birey ve hem de tür olarak kendini gösterme yetisine sahiptir."

"Özgürlük insan olmanın birincil şartıdır ve kişinin özgürlüğünden vazgeçmesi insaniyetinden vazgeçmesidir; o noktadan sonra nasıl insanca bir eylemde bulunulabilir?"

"Nefret etmekten vazgeçmek için ihtiyacım olan Şey öğrenmekmiş."Mülkiyet bir vakıadır, daima var olmuştur ve daima var olacaktır" önermesiyle yetinilsin isterler."

"Yalnızca düşüncelerin değil, sağduyumuzun biçimlerini ya da yasalarının doğuştanlığına da, açık söylüyorum, inanmıyorum ve reddediyorum."

"Evet , hayat bir mücadeledir : Fakat insanla insanın değil , insanla doğanın mücadelesidir ve her birimiz kendi üzerimize düşeni yapmalıyız."

"İnsanlarda toplumun bir amacı vardır ve bu amaç türün ve bireyin korunmasıdır ; hayvanlarda ise bu amaç daha çok türün korunmasıdır."

"Özgürlük eşitliktir , çünkü özgürlük ancak ve ancak toplumsal bir durum içerisinde var olabilir ve eşitlik olmaksızın toplum da var olmaz."

"Eski yasa koyucuların bizimkiler kadar bilgili olmadıklarını kabul ederim, ama bilgili olsalar bile daha kötüsünü herhalde yapmazlardı."

"İnsanlar çorak veya hatta bazı bataklıklar gibi zararlılı arazileri verimli kıldıklarında tamı tamına bir mülkiyet hakkı yaratmış olurlar."

"Bu ürkütücü sorunu çözebilseydik, insanlığın altı bin yıldır arayıp bulamadığı toplumsal sistemin anahtarını ele geçirmiş olurduk."

"İnsanın şahsiyeti kutsalsa eğer, bütün tıyneti ve bilhassa içinde olup bitenler, duyguları, düşünceleri, iradi kararları da kutsaldır."

"Bir kez sesim kesilse bile, bir gün düşüncem adalete kavuşacak ve er ya da geç düşmanlarım savunucularım haline gelecektir."

"İnsana sadece Doğanın empoze etmesi gereken bir şart olan iş, bütün toplumlarda bir insan emridir ve bu yüzden iğrençtir."