Füruğ Ferruhzad
1935 - 1967
Forough Farrokhzad (Füruğ Ferruhzad olarak Türkçe transkripsiyonda karşılığı bulunur), 20. yüzyıl İran şiirinin en etkili ve özgün seslerinden biridir. 1935’te Tahran’da doğan Farrokhzad, kısa ömrüne rağmen modern İran şiirinde kadın deneyimini, aşkı, bireysel özgürlüğü ve toplumun ikiyüzlülüğünü cesurca ele alan eserleriyle derin izler bıraktı. İlk şiir kitabı "Asir" (The Captive) ile edebiyat sahnesine giren Farrokhzad, dildeki sadelik ve duygudaki yoğunlukla dikkat çekti; sonraki eserleri kişisel dönüşüm, varoluşsal sorgulamalar ve toplumsal baskıya karşı duruş temalarını daha da belirginleştirdi. Sadece şair olarak değil, sinemacı olarak da tanınan Farrokhzad, 1962 tarihli kısa belgeseli "The House Is Black" ile toplumsal duyarlılığını ve estetik yaklaşımını sinemaya taşıdı; bu eser, hem İran sinemasında hem de uluslararası platformlarda yankı buldu. Eserleri ölümünden sonra da çeviriler, eleştiriler ve şiir okumaları aracılığıyla geniş kitlelere ulaştı; İran’da modern kadın şiirinin sembollerinden biri olarak kabul edilir. 1967’de geçirdiği trafik kazasında genç yaşta hayatını kaybetmesi, sanat dünyasında erken kaybedilmiş bir dahi olarak anılmasına yol açtı.
Sözler (36)
"Ve bu dünya öyle insanların ayak sesleriyle doludur ki seni öperken kafalarında seni asacakları urganı örüyorlar."
"Vardı gözlerinde günahların kahkahası yüzünde de törensel bir ışık ve eşliğinde masum dudakların gülümseyişi; gizemli ve asi…"
"Bütün kavramların ve ölçütlerin anlamlarını yitirdikleri ve değersiz demek istemiyorum giderek sarsılmaya yüz tuttuğu bir çağda yaşıyoruz. Dış dünya öyle tepe taklaktır ki inanmak istemiyorum."
"Benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir, ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette.."
"Ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum okyanusta yaşayan ve yüreğini tahta bir kavalda usul usul çalan küçük hüzünlü bir peri geceleri bir öpücükle ölen ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan…"
"Bütün o çılgınlıklardan sonra ah yazık inanasım gelmiyor, akıllanmışım. Sanki 'o' bende ölmüş ve ben bu yüzden yorgun, suskun ve bomboşum."
"Kimsenin işine karışmıyorum. Kimseyi incitmiyorum ve Her an kendimleyim, Böyle olunca herkes beni kurcalıyor."
"Ah bir güvercin gibi kanatlarım olsaydı, Uçar ve huzurlu olurdum, Çünkü Şiddeti ve kavgaları gördüm."