Émile Durkheim

Émile Durkheim

1858 - 1917

Émile Durkheim (15 Nisan 1858 – 15 Kasım 1917), Fransız sosyolog, eğitimci ve modern sosyolojinin kurucularından biri olarak kabul edilir. École Normale Supérieure mezunu olan Durkheim, 1887’de Bordeaux Üniversitesi’nde sosyoloji kürsüsünü alarak disiplinin kurumsallaşmasına önemli katkılar yaptı; 1898’de L’Année Sociologique adlı dergiyi kurdu ve pek çok genç araştırmacının yetişmesine aracılık etti. 1902’den itibaren Sorbonne’da ders verdi ve eğitim, hukuk, din gibi alanlarda disiplinlerarası çalışmalar yürüttü. Durkheim, sosyolojik yöntemin sistematikleşmesine katkıda bulunmuş; "sosyal olgular"ı nesnel olarak ele alıp incelemeyi, toplumsal olguların dışsal ve zorlama karakterini vurgulamıştır. Bölüşümün toplumsal etkilerini incelediği The Division of Labour in Society, intiharın toplumsal kökenlerini ampirik verilerle ortaya koyduğu Suicide ve dinin toplumsal işlevlerini analiz ettiği The Elementary Forms of Religious Life gibi eserleri, sosyoloji, antropoloji ve felsefe üzerinde kalıcı etki bırakmıştır. Anomi, kolektif bilinç ve mekanik-organik dayanışma kavramları günümüzde hâlâ sosyolojik analizlerin temel araçları arasında yer alır; Durkheim’ın mirası, modern toplumsal bilimlerin yöntem ve kuramının şekillenmesinde merkezi bir rol oynamaya devam etmektedir.

Sözler (45)

"Duyumlarımız özünde bireyseldir; ancak, biz daha kişisel özellikler kazandıkça duyumlarımızdan kendimizi daha fazla kurtarabilir, kavramlarla düşünebilir ve onlara göre davranabiliriz."

"Eğer yaşam iyi değilse, o zaman bu dünyada neyin değeri olabilir? Çünkü var olmak hareket etmektir, yaşamaktır; oysa yaşamı kısıtlayan her şey, varlığın da kısıtlamasıdır."

"Özgür olmak insanın istediğini yapması değildir; insanın kendisinin efendisi olması, sağduyuyla hareket etmeyi ve görevini yerine getirmeyi bilmesi demektir."

"Ölümün nedenleri bizden olmaktan çok daha fazla bizim dışımızda yer alırlar ve ancak biz onların etki alanına düştüğümüz zamandır ki bize ulaşırlar."

"Sanattan zevk almayan halk, barbar bir halktır; bununla birlikte, halk ciddi ölçüde yaşamdan kopar; bu andan itibaren günleri sayılıdır."

"Bir toplumda intihar vakaları kısa sürede çok hızlı artış gösteriyorsa; sebebi kişisel sorunlar değil, toplumsal sorunlardır."

"Toplumun içindeyken hissettiğimiz şeyler yalnız olduğumuz bir durumda hissedeceğimiz şeylerden tamamen farklıdır."

"Yaşam, onun için sarfedilen yaşamak emeğine değmiyorsa, her şey ondan kurtulmamız için bahane oluşturabilir."

"Kırsal alanlarda geri-zekâlılar kentlerdekilerden çok daha fazla olduğu halde, intiharlar çok daha seyrektir."

"Yaşamın en rahat olduğu dönemlerde ve sınıflarda insanlar en büyük kolaylıkla canlarını kıymaktadırlar."

"Bayrak yalnızca bir kumaş parçasıdır; ancak yine de bir asker onu korumak uğruna canını feda edecektir."

"Evliliğin, cinayet işlemeye karşı bizi tutmak yerine, cinayet işleyecek kıvama getirdiğini bilmeliyiz."

"Acı duygusundan nefret etmez miyiz? Oysa bu duyguya bilmeyen canlı bir canavara dönüşür."

"Uzayın derinliklerini keşfeden insan, kendi kendisini tanımada kısıtlamaları aşamamaktadır."

"Kendini başkalarının efendisi sanan kimse onlardan daha fazla köle olmaktan geri kalamaz."

"Eğer insanları mutluluğa kavuşturmayacaksa sosyolojiyle bir saat uğraşmaya değmez."

"Eğitimcinin geçmişi koruması yeterli değildir, o geleceği de hazırlamak zorundadır."

"Çünkü intiharın kurbanlarının en çoğu eğitilmiş, en varlıklı sınıflardan kimselerdir."

"Egemen, eylem halinde olan halktır; halk ise pasif durumda olan egemendir."

"İnsanoğlu kendi isteğiyle yaşamdan yaşamın en kolay olduğu sırada ayrılıyor."