Emil Cioran
1911 - 1995
Emil Cioran (1911–1995), Rumen asıllı Fransızca ve Romence yazan felsefe denemecisi ve aforistidir. 8 Nisan 1911'de Rășinari, Romanya'da doğan Cioran, Bükreş Üniversitesi'nde felsefe eğitimi aldı ve genç yaşta varoluşsal kaygı, karamsarlık ve nihilizm temalarını işleyen eserlerle dikkat çekti. 1930'larda yayımlanan Romence denemeleri ve aforizmaları erken ününü sağlamış; 1937'de Paris'e giderek entelektüel çevrelerle ilişki kurdu ve yaşamının büyük bölümünü Fransa'da geçirdi. İlk yıllarda Romence yazan Cioran, daha sonra özellikle 1940'ların sonlarından itibaren Fransızcaya ağırlık vererek geniş kitlelere ulaştı. Aforistik üslubu, lapidary ifadeleri ve melankolik felsefesi ile tanınır; başlıca temaları ölüm, anlamsızlık, yorgunluk, tarihin tekrarı ve insanın yok oluşa eğilimi üzerinedir. Önemli eserleri arasında Pe culmile disperării (Romence ilk eserleri) ve Fransızca yazdığı Précis de décomposition, La Tentation d'exister ve De l'inconvénient d'être né gibi yapıtlar sayılabilir. Cioran, yoğun üslubu ve provokatif fikirleriyle 20. yüzyılın etkili entelektüellerinden biri olarak kabul edilir; eserleri hem felsefi hem de edebi alanlarda tartışılmış, modern düşünce üzerinde kalıcı bir iz bırakmıştır. 20 Haziran 1995'te Paris'te hayatını kaybetmiştir.
Sözler (48)
"Dalgınlıkla veya acemilikle, kim insanlığı ilerleyişi içinde birazcık durdurursa onun velinimeti olur."
"Napoléon Almanya'yı Marsilyalılarla işgal etmiş olsaydı, dünya çehresi bambaşka olurdu."
"Bin yıllık savaşlar Batı'yı sağlamlaştırdı; yüz yıllık "psikoloji" ise can havline kaptırdı."
"Özgürce yaşanacak bir dünyası hiç olmadı, o yalnızca içinde ölünecek bir hayat verdi bize."
"Kurtuluşu gerçekten istiyorsak bizden kaynaklanmalı: Onu başka bir yerde, hazır bir sitemde ya da Doğulu bir öğretide aramamalı."
"Biz, hepimiz dinginliğin anahtarını yitirmiş, artık büyük acının sırlarından başka bir şeye yaramayan öfkelileriz, gözümüz dönmüşleriz."
"Bir Tanrı'yı yakışıksızca seven kişi, başkalarını da onu sevmeye zorlar, buna razı olmazlarsa onları yok etmeye de hazırdır."
"Başkalarının her kusuru bende de var, ama yine de onların yaptığı her şey bana tuhaf görünür."
"Ne zaman inançlı birine rastlasam; ruhunun hangi kusuru, hangi deliliğidir ona bu inançları kazandıran? Diye sorarım kendime."
"İnsanlar, can sıkıntısı ile acıyı birbiri ile karıştırıyorlar. Bu yüzden insanların çoğu acı çeker gibi görünüyor. Oysaki acı, sadece seçilmiş özel insanların tekelinde kalacaktır."
"Yolum hangi büyük şehre düşse, orada her gün ayaklanmaların, katliamların, aşağılıkl bir kasaplığın, bir dünya sonu kargaşasının başlamıyor olmasına hayran olurum(...) Aslında birbirilerinden nefret e…"