Lou Andreas-Salomé
1861 - 1937
Lou Andreas‑Salomé (1861–1937), Rusya doğumlu Alman entelektüel, yazar ve psikanalitik düşünceye katkıda bulunan bir kişidir. Saint Petersburg’da doğmuş, gençlik döneminde Avrupa’nın entelektüel çevreleriyle yakın ilişkiler kurmuştur; özellikle Friedrich Nietzsche ile Paul Rée üçgeninde yer alması ve daha sonra Rainer Maria Rilke ile olan entelektüel yakınlığı, edebi ve felsefi çevrelerde onu öne çıkarmıştır. 1887’de dilbilimci Friedrich Carl Andreas ile yaptığı evlilik sonucunda Andreas‑Salomé soyadını kullanmaya başlamıştır ve hayatı boyunca bağımsız bir düşünür kimliğini korumuştur. Yazınsal üretimi deneme, roman ve hayatı ve cinsellik üzerine psikanalitik görüşleri kapsar; edebiyat ve ruhbilim kesişimindeki çalışmaları, dönemin düşünsel atmosferine önemli katkılar sağlamıştır. Sigmund Freud ve diğer erken psikanalistlerle kurduğu yazışmalar ve profesyonel ilişkiler, onun psikanalitik fikirlerle diyaloğunu güçlendirmiştir. Hem edebi hem de psikolojik alanlardaki etkisi, 20. yüzyılın entelektüel tarihindeki yerini pekiştirmiş; eserleri ve mektuplaşmaları günümüzde de araştırılmakta, yaşamı modern düşünce tarihinin önemli kesitleri arasında değerlendirilmektedir.
Sözler (52)
"Bir kadın üniversite eğitimine başladığında sadece kafasıyla zekasıyla değil tüm istemiyle, tüm insanlığıyla kendini veriyor. Sadece bilgi edinmekle kalmıyor, yaşamdaki zihinsel devinimde de küçük bir…"
"İnsan kadınları ister idealize etsin ister şeytanileştirsin her durumda erkeğe bağlı değerlendirip basitleştiriyordu."
"Bakış açımızı genişleten, hayatı önümüze seren ve bizi bağımsızlaştıran kitaplar niye bir cephe hizmeti olsun ki?"
"Babamın sert bakışlarıyla ergenliğimin hayallerini Şehirler arası otobüslerin camlarının buğusuna kurban ettim."
"Söyle bana çocuğum, hiç düşmanın var mı? Biliyorsun ki, insanın düşmanları olması da bir onur sayılabilir!"
"Ah, bence böyle acınası bir durumdayken dostça, basit bir insani temasa nasıl da ihtiyaç duymuş olmalı!"
"Güçlerini ve güzelliklerini onlara bağışlıyorum, ben kendi kırılganlığımdan ve zayıflığımdan hoşnudum."
"Buna alışkınım, geceleri kitapların başında oturmayı tercih ederim. Ortalık o kadar sessizken..."
"Bir insan, bizim onda kendimize uygun bulduğumuz yanlardan çok farklı değil midir aslında?"
"Uzun vadede hiçbir erkeği, bize hükmeden bir erkeği sevdiğimiz kadar sevemeyiz."
"İki aşık için önemli olan her zaman dünyaya değil, birbirlerine nasıl baktıklarıdır."
"Ve geçmişime bakmaktan tepeden tırnağa gelirmiş, yazıyorum da yazıyorum?"
"Erkekler mi, öff! Kaçasım geliyor. Niçin onların istediği her şeyi yapasın ki?"
"Dünya sana hediyye sunmaz, inan bana. Bir yaşam istiyorsan, çal onu."