Arthur Conan Doyle

Arthur Conan Doyle

1859 - 1930

Sir Arthur Conan Doyle (1859-05-22 – 1930-07-07), İskoçyalı hekim, romancı ve kısa hikâye yazarıdır. Edinburgh Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde eğitim görmüş ve hekimlik mesleğini icra ederken edebiyata yönelmiştir. 1887’de yayımlanan A Study in Scarlet ile okurların karşısına çıkan Sherlock Holmes karakteri, Doyle’un en kalıcı mirası olmuş; Holmes ve yardımcısı Dr. John Watson'ı konu alan öykü ve romanlar, dedektif kurgusunun biçimini ve popüler kültürü derinden etkilemiştir. Doyle yalnızca polisiye türünde değil, tarihî romanlar, macera anlatıları ve kurmacanın çeşitli türlerinde de eserler vermiştir; The White Company gibi yapıtları döneminin şiirsel anlatımını ve tarihî araştırmacılığı yansıtır. 20. yüzyılda kamuya açık yaşamı da dikkat çekmiş; hukukî haksızlıklar, politik davalar ve özellikle spiritüalizme dair savunuculuğu ile tanınmıştır. 1902’de şövalye unvanı almış, eserleri dünyanın birçok diline çevrilmiş ve sayısız sahne ile ekrana uyarlanmıştır. Doyle’un eserleri, edebiyat tarihindeki yerini hem ticari başarısıyla hem de tür üzerindeki kalıcı etkisiyle sağlamlaştırmıştır.

Sözler (26)

"Ben bir beyinim, Watson. Geri kalan yalnızca bir ilave."

"Sevgili dostum," dedi Sherlock Holmes, Baker Sokağı'ndaki evde ateşin karşısında otururken, "hayat, insan aklının düşünebileceğinden çok daha gariptir. İnsan, gerçekte sıradan denen şeyleri çoğu zaman…"

"Şu anda dünyamız milyonlarca hayvanın yok edilmesine ve acı çekmesine dayanıyor. Bunu algılamak ve bunu değiştirmek için hem kişisel hem de sosyal anlamda bir şeyler yapmak için din değiştirmeye benze…"

"Kadının kalbi ve zihni erkekler için çözülmez bir bilmecedir. Bazen bir cinayet bile açıklanabilir ve mazur görülebilir; ama bazen küçücük bir saygısızlık bile affedilmeyebilir."

"Bir insan, beynindeki odaları kullanabileceği eşyalarla döşemeli ve geri kalanları da istediği zaman çıkarıp kullanabileceği bir yere, kütüphanesine yerleştirmelidir."

"Ortalama bir zeka, kendinden yüksekte duranları hiçbir zaman göremez; oysa gerçek bir yetenek, dehayı nerede görse tanır ve ona saygıda kusur etmez."

"Pencereden dışarıya bir bak. Dünya ne kadar iç karartıcı, umutsuz, amaçsız ve anlamsız. Suç sıradan, varoluş sıradan ve bu sıradanlıktan kaçış yok."

"Bence bir insanın beyni boş bir oda gibidir. İnsan kendi seçtiği eşyaları oraya dizebilmelidir. Ancak bir ahmak bulabildiği tüm eşyaları oraya depolar."

"Bir suç, soğukkanlı bir şekilde önceden tasarlandığı zaman, o suçu saklamak için gereken her şey de aynı soğukkanlılıkla önceden tasarlanır."

"Dikkatli olmak lazım bayım. Kim kimden nasıl intikam alır, belli olmuyor. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki insan kime güveneceğini bilemiyor."

"Ben hiçbir zaman ön yargılarla hareket etmemek gerektiğini öğrendim, sadece sağlam bir temele oturmuş bilgilerin peşinden giderim."

"Bir vakanın benzersiz olması her zaman iyi bir ipucudur. Fakat olay ne kadar özelliksiz ve sıradansa onu çözmek de o kadar zor olur."

"Tuhaf ama derin bir açıklaması var. İnsanın gerçek büyüklüğünün kanıtının kendi küçüklüğünü fark etmesinde yattığını söylüyor."

"Bazen yıldızlarla, burçlarla uğraşırız. Sonunda ne geçer elimize peki? Bir gölge ya da gölgeden de kötüsü: sefalet."

"Aklımı yitirebilirdim ama her zaman çok inatçı olmuşumdur. Bu yüzden sabrettim ve vaktin gelmesini bekledim."

"Mümkün olan her şeyi elediğinizde geriye ne kalıyorsa, ne kadar imkansız gibi görünse de gerçeğin ta kendisidir."

"Duyuları arındırmak için aç kalmak gerekir.. Sindirim sırasında beyine giden kanın büyük bir kısmı harcanıyor."

"Düşüncesizce söylenmiş bir söz ya da aceleyle yapılmış bir hareketin sonunda insanlar yok oluyordu."

"Bir insan, eğer doğa üzerine yorumlarda bulunacaksa düşünceleri de en az doğa kadar geniş olmalı."

"İyi bir gözlemci tek bir ipucuna ulaştığında sadece olanları değil, ileride olabilecekleri de görmelidir."