Elif Şafak

Elif Şafak

1971 - günümüz

Elif Şafak (d. 1971), çağdaş Türk edebiyatının uluslararası düzeyde tanınan yazarlarındandır. Roman, deneme ve makaleleriyle hem Türkiye'de hem de dünya çapında geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır. Çoğunlukla çokkültürlülük, kimlik, hafıza, kadınlık halleri ve toplumsal hafıza temalarını işler; eserlerinde Doğu ile Batı eksenleri arasında kurduğu diyalog ve çokdilli anlatım dikkat çeker. Hem Türkçe hem İngilizce yazan Şafak, romanlarında tarihsel kurguyu çağdaş toplumsal meselelerle harmanlar. Kariyeri boyunca birçok roman ve deneme yayımlayan Şafak, uluslararası çeviri başarısına sahiptir; öne çıkan eserleri arasında The Bastard of Istanbul (Baba ve Piç), The Forty Rules of Love (Aşk) ve 10 Minutes 38 Seconds in This Strange World sayılabilir; sonuncusu 2019 Man Booker Prize kısa listesine kalmıştır. Akademik ve entelektüel platformlarda etkin bir konuşmacı olan Şafak, ifade özgürlüğü, kadın hakları ve göçmenlik meseleleri üzerine sıkça yazıp konuşur. Ayrıca Türkiye'de bazı eserleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşılaşmış; bu süreçler ve toplumsal tartışmalar onun kamuoyundaki görünürlüğünü artırmıştır.

Sözler (20)

"Aşk gibiydi okumak da… Neden, nasıl müptelası olduğunu, bilen zaten gayet iyi bilirdi; bilmeyene de anlatamazdın bir türlü."

"Tebeşirle çizilmiş bir seksek oyunu kadar uçucu bir çizgisi vardır hayatın. Farkında olmadan basıyorsun çizgiye. Kızıyorlar anında Yandın! diye atılıyorsun oyun dışına."

"Bürokratik düzenlemeler, evli çiftlerin bebeklerini kurtarmak için gösterdikleri özeni evlilik dışı doğan bebekler için göstermiyordu anlaşılan. Babasız bir çocuk neticede bir piçti ve İstanbul da bir…"

"Özgürlük çıkış kapılarının gümüşi aralığında."

"Ölüm sahiciliğini yitiriyor kayıplar istatistiklere, çatışmalar haberlere dönüştüğünde."

"Kitap hâlâ kutsal benim için... kelime hâlâ mühim ve harf hâlâ muamma."

"Uzaklaşırsın. Yol seni nereye götürürse. Yazı seni nereye sürüklerse. Burnunda bir sızı. Ne de olsa her yolculuk geri dönememe ihtimalini taşır bağrında."

"Önce yüzlerini unuturuz sevdiklerimizin. En çok yüzümüzün unutulmasından endişe ettiğimiz halde."

"Her zaman kolay kolay itiraf edemesek de bunu kendi kendimize, hep öteleri düşleyen, öte yer ararken en yakınlarındakileri mutsuz eden bizler... ben..."

"En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır."

"Şarkı üç dakika yirmi saniye ama tekrar tekrar çalınırsa sonsuza kadar sürebilir."

"Yabancı, isminin bir ya da birçok bölümü gölgede kalan insandır."

"Pek güzeldin, pek latiftin. Börek olsan seni yerdim. Az soğanlı, bol etliydin. Lafa daldım, dibin tuttu. Gönül bu, hemen unuttu."

"Elmas bir gözdür yürek. Ve çizilmeye görsün bir kere, artık hep sedefsi bir yırtıkla bakacaktır cümle aleme"

"Derler ki, aşk da unutulurmuş her şey gibi. Hem de yaşanıp bittikten, soğuyup küllendikten sonra değil, tam da dolu dizgin devam ederken unutulurmuş aşk."

"Baykuş; kanarya beslermiş amcalar, teyzeler. Kumruları sever, kartalları över, güvercinleri uçurur, kargaları kovar, papağanları konuştururlarmış. Oysa çocuk baykuşları severmiş. "Uğursuz kuş o. İsmin…"

"Binlerce kelime, onlarca hikâye var boğazımda düğümlenmiş. Susuyorum konuşmam gereken yerlerde; dilimi tutamıyorum ne zaman susmam gerekse. Anlatacak çok şeyim olsa da, emin değilim anlaşılmak istediğ…"

"Katillerimin yüzlerini seçemiyorum; isimlerindense geride harfler kalacak sadece."

"İnsan terk ettiği şeye neden dönüp bakar son defa."

"Kanat çırpan kuşlara bakın. Kanatlarının nasıl hareket ettiğine dikkat buyurun, bir aşağı bir yukarı. Bir hüzün, bir saadet. Böyledir hayat. Hoş bir kararda, ahenk içinde, dengede."