Arif Nihat Asya

Arif Nihat Asya

1904 - 1975

Arif Nihat Asya, Türk edebiyatının millî duyguları ve lirizmi birleştiren önemli şairlerinden biridir. 1904 doğumlu olan Asya, Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde halka yakın, anlaşılır bir dil kullanımı ve millî-manevî temalarla öne çıkmıştır. Hem öğretmenlik hem de kamu hizmetinde çeşitli görevlerde bulunmuş; şiirleri dergilerde yayımlanmış, şiir kitapları halk arasında geniş bir okuyucu kitlesi edinmiştir. En bilinen şiirlerinden biri olan "Bayrak" uzun yıllar eğitim kurumlarında okutulmuş ve halk arasında ezberlenen bir eser haline gelmiştir. Edebi üslubunda sadelik, duygu yoğunluğu ve millî motifler ön plandadır; geleneksel nazım biçimlerinden modern söyleyişlere kadar çeşitli teknikleri kullanmıştır. Şiirlerinde vatan, bayrak, tarih ve kültürel değerlere sıkça değinmiş; aynı zamanda insanî temalar ve bireysel duyguları da işler. Arif Nihat Asya, Türk şiirinin popüler ve millî kanadının temsilcilerinden biri olarak edebiyat tarihindeki yerini korur; eserleri şiir antolojilerine girmiş, çeşitli nesiller tarafından okunup kaynak kabul edilmiştir.

Sözler (20)

"Boyasına güvenen halılar güneşten korkmaz."

"Hastalık, sevgisizlik, öksüzlük... Neler geçirdim ben! Çıkabilseydi bir ‘güzel’ diyecek, güzelleşirdim ben!"

"Tekerleri dört köse bir arabaya bindirdiler bizi, bir gidiştir gidiyoruz."

"Bir kuşa yeten yuva iki kuşa da yeter."

"Sanatkar halıda gülü dikensiz yapmış, ayakların incinmesin diye."

"Koku, tat, sıcak... sende her aradığım vardı: Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı."

"Bütün dualarımızda uzun yaşamak isteği var. Eni olmazsa bir ömrün, boyu olmuş ne çıkar."

"Kulun olarak doğmasaydım, kendiliğimden gelir fahri kulun olurdum Allah'ın."

Din

"O da bir gazi olmak istedi. Fakat ona anlatmak gerekti ki, şehit olmayı göze almayan gazi olamaz."

"İçimizden biri köprü olmaya razı olmazsa, kıyamete kadar bu suyun kıyılarını bekleriz."

"Işığı önüne al, yürü! Gölgen arkadan ister gelsin, ister gelmesin."

"İnanmak; basamakların çıkamadığı yere kanatlarınla tırmanmak."

"Düşünüyorum, o halde varım. Hayır, yanlış. Düşünüülüyorum, o halde varım."

"Gözler kalbin aynasıdır. Ama sen yine de gözüne kalbini sorma..."

"Bu kitabın kaç dakikada okunduğunu bırak, kaç senede yazıldığını düşün."

"Vazoyla saksının farkını sen söyleme, çiçeklerden sor!"

"Kalemini bir silah gibi değil, bir kaşık gibi tut yoksa aç kalırsın."

"En büyük acı, acıtmaz olmuş zincirlerin acısıdır; köleliği kabul etmenin, başkaldırmaktan vazgeçmenin acısıdır."

"Duvarda bir gedik açmaya bir taşın eskimesi yeter."

"Bir saçı okşamaz, bir alnı serinletmez, bir yelkeni şişirmez, bir eteği havalandırmazsın. Neyleyim senin gibi rüzgârı."