Cezmi Ersöz
1959 - günümüz
Cezmi Ersöz, Türk edebiyat sahasında adı geçen çağdaş bir şair ve yazardır. Edebiyat çevrelerinde şiirleri, denemeleri ve zaman zaman eleştirel yazıları ile tanındığı; eserlerinin yerel edebiyat dergilerinde ve antolojilerde yer aldığı ifade edilmektedir. Yazınında toplumsal belleğe, birey-toplum ilişkilerine ve gündelik yaşamın estetik dönüşümüne odaklanan imgeler ve sade ama yoğun bir dil kullandığı sıkça vurgulanır. Edebî üretimiyla birlikte okurlarla ve meslektaşlarıyla yürüttüğü diyalog, edebiyat çevrelerinde saygı görmesine yol açmıştır. Çalışmalarının çeviriler, editörlük veya kapsamlı yayınların yönetimi gibi ek rolleri içerip içermediği konusunda kaynaklar karışık veya eksiktir; bu nedenle eserleri ve etkisi hakkında kesin bibliyografik listelemeler için daha detaylı arşiv taramaları gereklidir. Genel kanaat, Ersöz'ün çağdaş Türk şiirine özgün katkılarda bulunan bir figür olduğu yönündedir, ancak doğum, yaşam öyküsü ve ödül gibi somut biyografik veriler doğrulanabilir kaynaklarla desteklenene kadar temkinli yaklaşılmalıdır.
Sözler (22)
"Kimi sevsem hiç olmadığı kadar yalnızlaşırdı... Kimi sevsem bütün o yanlış hayatım gizlendiği yerden çıkıp gelirdi... Kimi anlamaya çalışsam hayatımın boşluğu çarpardı yüzüme... Kime elimi uzatsam o u…"
"Senin için bir şey yapamayışıma, seni bu dünyada yapayalnız, kimsesiz bırakışıma ağlıyorum. Senin için gerçeklik yok, bu hayat, bu Hayatın Kuralları Yok."
"Boş yere arama mutluluğu, aradığın yerde olmayacak. Bulunca ise tadını çıkar, çünkü hep sende kalmayacak."
"Sana veda etmeden kayboluşa karışmam da aslında sadece bunun için. Madem varlığım acı vermiyor sana, mademki ancak yokluğumda sevgimi hissedebiliyorsun; öyleyse yokluğumla kal, sevgili!..."
"Oysa seni bir dine bağlanır gibi değil, kendi özgürlüğümü sever gibi seviyorum."
"Ölüme kadar, sana olan aşkımı bir sır gibi saklayıp, bu aşka o derin merhametinle bağlandığın için sana minnettarım. Çok yalnızım ve seni çok özlüyorum..."
"Birini derinden koklamak, eski bir sevgiliye teslim olmaktır."
"İnsan bir an geçmişe yenik düşmeye görsün, kırılgansa en dibe kadar gider ve kimse korumaz, tutmaz onu, o düştüğü yerde."
"Mademki yokluğumla daha mutlusun, O halde yokluk, benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun..."
"Sen benim için kırk yılda bir gibisin; öyle eksik, öyle hazin."
"Öyle tutkuluydun ki hayata başlarken... Şimdiyse küçücük bir çiçek teselli ediyor seni... Aradaki o büyük boşluğun adı, Aşk olsa gerek..."
"Geç de olsa anlamıştım... Benim için hiçbir şey senden eski değildi..."
"Kendin olmak, başkalarına ait zamanlarda, sürüklenmemek için odandan dışarıya çıkmaman gerekir. Çıktığın andan itibaren sen yoksundur artık."
"Yara açıktır ve hep içerlere işler. Hayatı senin gibi görmeyenlere anlatsan dinlemezler. Dinleseler inanmazlar. Biz böyle görmüyoruz senin ruhun hasta derler. Kendin gibi birini bulana kadar hastasınd…"
"Sen artık bir başkasının sevgilisisin. Yalnızca bu cümleyi kurmamak için bile ölmek isterdim."
"Susarsan en büyük hedefsindir."
"Olmayan bir sevgiliyi inatla beklemek; utandırmaktır aşkı."
"Sadece senin aramanı bekliyorum... Sen ararsan, dünya buzlarından arınacak ve hiç olmadığı kadar canlanacak. Sen ararsan, dünya bütün kimsesiz ve kanayan çocuklarıyla birlikte soluk alıp verecek... Se…"
"Korkuyu beklemenin telaşı, korkunun kendisinden çok daha ürkütücü biliyor musun? İşte bu yüzden, sensizliğin karanlık kuyusuna kendi ellerimle bırakıyorum kaderimi. Korkuyu beklemekten vazgeçiyorum am…"
"Bütün felsefe kitapları ‘Kendin Olma’yı telkin eder. Ancak aydınların trajedisi tam da bu noktada her an biraz daha yabancılaştığının farkına varmaktır."