Cenap Şahabettin
1870 - 1934
Cenap Şahabettin (1870–1934), geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet edebiyatının önde gelen şair, deneme yazarı ve eleştirmenlerinden biridir. İstanbul’da doğmuş olup şiir ve nesir alanında verdiği eserlerle Servet-i Fünun akımının estetik etkilerini Türk edebiyatına taşımıştır. Dil ustalığı, biçim arayışları ve Batı şiir anlayışından etkilenmiş bir üslup geliştirmesiyle tanınır; sembolizm ve parnasizm etkileri şiirlerinde belirgindir. Edebi üretimi şiir, deneme, eleştiri ve gezi yazılarını kapsar; özgün imgeler, ince ironik söyleyiş ve sanat için sanat anlayışı onun öne çıkan özelliklerindendir. Şiirlerinde duygu ile biçim arasındaki dengeleri gözetmiş, nazım ve nesirdeki estetik arayışlarıyla sonraki kuşaklar üzerinde etkili olmuştur. Edebiyat eleştirisi ve yazarlığının yanı sıra dönemin entelektüel çevreleri içinde aktif bir figür olarak değerlendirilir. Cenap Şahabettin’in çalışmaları, modern Türk şiirinin biçimsel ve tematik dönüşümlerini anlamada önemli kaynaklar arasında yer alır.
Sözler (42)
"Hakiki büyük adamlar güzel ağaçlara benzer. Dallarında yuvalar kurulur, gölgesinde yorgunlar dinlenir, çiçeklerine sürünenler güzel koku alır, meyvesiyle açlar doyar ve yaprakları arasından dökülen gü…"
"Söylenmemiş fikir yoktur, diyorlar. bu söz doğru ise bile bundan sonra bütün insanlar susacak değil."
"Vicdan. Onu herkes yüreğinde taşımaz; dilinde, midesinde ve hatta cüzdanında taşıyanlar vardır."
"Yüksek tepelerde hem yılana, hem kuşa rastlanır; birisi sürünerek, öteki uçarak yükselmiştir."
"Neleri bilmediğini bilen çoktur, güçlük, neleri hiçbir zaman bilemeyeceğini bilmektir."
"Yüksek makamlar yüksek tepeler gibidir, koşarak çıkanlar nefes darlığı hisseder."
"Büyük adamlar memnuniyetle hizmet ederler, fakat kullanılmaya razı olmazlar."
"Niçin mi fikir değiştiriyorum? Çünkü ben fikirlerimin sahibiyim; kölesi değil!"
"Kavak ağacını beğenen ve seven pek az kişi gördüm, çünkü dosdoğrudur."
"Başımıza bela geldi deriz; halbuki belaya ayağımızla kendimiz gitmişizdir."
"Özgürlüğü kötüye kullanan, ona layık olmadığını itiraf ediyor demektir."
"İnsan, tarihe her istediğini söyletebilir, çünkü ölüler, itiraz edemezler."
"Kadın olsun, kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır."
"Eskimiş fikirler paslanmış çivilere benzer, sokup atmak çok güçtür."
"Yüksek fikirler, yüksek dağlara benzer, alışık olmayanları ürkütür."
"İnsan için en büyük kuvvet, kendisini olduğu gibi görebilmektir."
"Gerçeği görmek için her şeyden önce gerekli olan özgür bakıştır."
"Hayatta en zor şey, amaçsız insanlarla yaşama zorunluluğudur."
"Özgürlük, özgürlüğün ne olduğunu bilmeyenin hakkı değildir."
"Yanlışların en tehlikelisi ve en yanlışı kendini yanlış tanımaktır."