Oya Baydar
1940 - günümüz
Oya Baydar (d. 1940), çağdaş Türk edebiyatının ve düşünce hayatının öne çıkan simalarından biridir. Sosyoloji eğitimi ve toplumsal analize dayanan bir entelektüel birikime sahiptir; yazarlık yaşamı boyunca roman, öykü ve denemelerle toplum, politika ve birey ilişkilerini derinlemesine işlemeyi sürdürmüştür. Edebî üretimi, özellikle 20. yüzyıl Türkiye’sinin toplumsal kırılmalarını, sürgün, kimlik ve adalet temalarını merkeze alır ve aynı zamanda kamu yaşamına yönelik eleştirel bakışıyla dikkat çeker. Siyasi ve toplumsal mücadelelerin gölgesinde geçen bir dönemin tanığı olarak Baydar, yazınsal üretiminin yanı sıra gazetecilik ve kamu söylemine katkıda bulunan yazılar da kaleme almıştır. Yurt dışı dönemleri ve dönüşleri, eserlerinde göç ve aidiyet meselelerini zenginleştiren deneyimler oluşturmuştur. Türk edebiyatında toplumsal hafıza ve bireysel vicdan arasındaki gerilimi ustalıkla kuran Baydar, eleştirel yaklaşımı ve insancıl perspektifiyle hem okur kitlesi hem de akademik çevrelerde saygı görmeye devam etmektedir.
Sözler (16)
"İnanç tehlikeli bir uyarandır, insanlar kışkırtıldıkça ve aşağılandıkça inandıkları davaya daha sıkı sarılırlar ve yaşamlarını ortaya koyarlar."
"Dünyayı kurtaracağım diye, insanların yarısını öldürebilirsiniz. Ülke için, vatan millet için ölmeyi ve öldürmeyi göze alırsınız. İnançlar, ideolojiler uğruna insanların yaşamını gözden çıkarabilirsin…"
"Her şey yıkılıyor. Duvarlar, kaleler, şatolar, yıldızlar, heykeller, hayaller, inançlar, değerler, geçmişe bağlanan her şey Her şey tuzla buz, paramparça! Merhaba yeni dünya!"
"Ölümü, öldürmeyi, canlıyı yok etmeyi hangi yüce amaç, hangi yüce dava haklı kılar? İyi amaç, doğru amaç şiddeti meşrulaştırabilir mi? İyinin, doğrunun ölçüsü ne peki?"
"Dinsel ya da ideolojik ne kadar inanç varsa hepsi sembollerle, simgelerle konuşur, simgelerle etkiler ve insanlar inançlarının simgeleri için birbirlerinin gözlerini oyarlar."
"Kuşaklar, inançlar, halklar değişse de kutsal mekânlar sürekliliğini korur. Çünkü inanmak ihtiyacı ve kutsallık özlemi, genetik bir kod gibi insanların içindedir."
"Bu şehirde inançlar, çatışıp karışarak birbirlerini yok eder. Burada, müminlerin inancının kökeni, yok etmeye çalıştıkları kafirin Tanrısındadır."
"İnançlar sembolleri yaratır ve semboller inancın yerine gecmeye baslar. Çoğu zaman inançlar uğruna değil, semboller uğruna savaşılır."
"Hangi savaş meydanı, hangi yenilgi, hangi zafer? Hangi kent, hangi ülke, hangi çağ? Bu kaçıncı ölümün senin?"
"Tarih yıkılıyordu, inançlar yıkılıyordu. “Biz yıkılıyorduk ve kurtulduğumuzu sanıyorduk."
"Konuşmadıkça, anlatmadıkça daha çabuk daha sağlam, daha derin unutuyor insan."
"Özgürleşmek istiyorsan, seni tutsak eden her şeyden vazgeçmelisin."
"Araya yıllar, yollar, inançlar girdi mi, birlikteliği korumak güç oluyor."
"Sesi yüreğinde duymazsan söyleyecek sözün kalmaz."
"Kötü şeyler hep başkalarının başına gelir sanırız."
"Ölünün çok olduğu yerde yalan da çok olur."