Nurullah Ataç
1898 - 1957
Nurullah Ataç (1898–1957), Türk edebiyatının önemli eleştirmen, deneme yazarı ve çevirmenlerinden biridir. Cumhuriyet dönemi edebiyat ortamında etkili bir figür olarak öne çıkan Ataç, sade ve doğrudan üslubu, dilin yalınlaştırılması gerektiğine dair görüşleri ve eleştirel yaklaşımıyla tanınır. Yazı hayatı boyunca deneme ve eleştiri türlerinde yoğunlaşmış, yayımladığı yazılar aracılığıyla edebi değer ölçütleri, dil ve anlatım üzerine süreklilik gösteren tartışmalar başlatmıştır. Çevirmen kimliğiyle de dikkat çeken Ataç, dünya edebiyatından seçkin metinleri Türkçeye kazandırarak okuyucu ufkunu genişletmeye katkı sağlamıştır. Kısa ve vurucu cümleleri, aforizmatik üslubu ve dil hassasiyeti, onu hem çağdaşları hem de sonraki kuşaklar için etkili bir referans haline getirmiştir. Türkçe edebiyat eleştirisinin kurumsallaşmasına ve modern eleştirel pratiğin gelişimine yaptığı katkılarla hatırlanan Ataç, yayınları ve söylemleriyle Cumhuriyet dönemi edebiyat hayatında kalıcı bir yer edinmiştir.
Sözler (40)
"Bir insan kendi ölümü ile değil, kendisini sevmiş, yahut sadece tanımış en son insanın da toprağa düşmesiyle ölür."
"Bizim aydınlarımızda toplum duygusu yok. Ekinlerini kendi toplumlarından almadıkları için onun bir toplum alış-verişi olduğunu kavrayamıyorlar."
"Bir dilde bir manaya gelen çok kelime varsa bilin ki o dili kullanan millet edebiyatında ancak yapmacıklara özenmiş, kolay güzellikler aramış, kavram bakımından zenginleşmemiş demektir."
"Geçmişi öğrenmemiz gerektir, geçmişi öğrenmeden bugünü de anlayamayız."
"Özgürüz, özgürüz ya, doğrusu isterseniz ancak birbirimizi kandırmakta, birbirimize kanmakta, en ileri gelenimiz de kendimizi kandırmakta özgürüz."
"Kişide, kendini beğenmeye, büyük görmeye bir eğilim vardır. İşte bu eğilim birtakım hayaller, sanılar yaratır, bize olmayanı gösterir."
"Kişinin yalnızlığı sevebilmesi için arkasında içine güven verebilecek hatıraları olması gerekir."
"Özgürlüğe ermek kölelikten, tutsaklıktan kaçmakla değil, köleliği, tutsaklığı yıkmakla, ortadan kaldırmakla olur."
"Hatıralarımıza sığınıp şu akmakta olan zamanın, muammalar taşıdığı için neşesi bile endişe veren zamanın içinden sanki sıyrılıvermek ne hoş şeydir."