Louis Ferdinand Celine

Louis Ferdinand Celine

1894 - 1961

Louis-Ferdinand Céline (doğum adı Louis-Ferdinand Destouches), 20. yüzyıl Fransız edebiyatının en etkili ve tartışmalı figürlerinden biridir. 1894 yılında doğan Céline, tıp eğitimi alıp pratik yaptıktan sonra kısa sürede edebi alanda ün kazandı; özellikle 1932 tarihli Voyage au bout de la nuit (Gecenin Sonuna Yolculuk) adlı ilk romanı, dili kullanma biçimi, karamsar dünya görüşü ve devrimci anlatım teknikleriyle dönemin edebiyatını sarstı. Kendine has konuşma dili, argo kullanımı ve hızlı tempolu monologları modern roman üslubunda önemli etkiler bıraktı. Bununla birlikte Céline, siyasi ve etik açıdan büyük tartışmaların merkezinde yer aldı: 1930'ların sonlarında yayımladığı açıkça antisemitik pamfletler ve İkinci Dünya Savaşı sırasındaki iş birlikçi eğilimleri, onun edebi itibarını ve kamu imajını derinden yaraladı. Savaş sonrası dönemde sürgün, hapis ve mesleki dışlanma süreçleri yaşadı; yine de 1950’lerden itibaren edebi etkisi ve yazınsal dehası üzerine süregelen değerlendirmeler devam etti. 1961 yılında ölen Céline, hem dilsel yenilikleri hem de politik ve etik tartışmalarıyla edebiyat tarihinin kalıcı ve çetrefilli bir figürü olarak anılmaktadır.

Sözler (28)

"Yalnız başıma sürünerek kendime döndüm, sadece eskisinden daha da mutsuz olduğumu gözlemlemekten memnun oldum, çünkü yalnızlığıma yeni bir tür sıkıntı ve gerçek duyguya benzeyen bir şey getirmiştim."

"Dakikaları ve kuruşları sayan bir Tanrı, bir domuz gibi homurdanan umutsuz, şehvetli bir Tanrı. Düşen ve düşen altın kanatlı bir domuz, her zaman karnı yukarı, okşamaya hazır, işte o, efendimiz. Gel ö…"

"Yoksul insanlar, katlanmak zorunda oldukları onca şeyin bir açıklamasını asla ya da hemen hemen hiç istemezler. Birbirlerinden nefret ederler ve bununla yetinirler."

"Boşuna heveslenmemekte yarar var, insanların aslında birbirlerine söyleyecekleri hiçbirşey yoktur, karşılıklı olarak yalnızca kendi acılarını anlatırlar, bu böyledir."

"İnsanın, kendi sızlanmalarına kesin bir son verecek cesareti olmadığı sürece, kendini her gün biraz daha iyi tanımaya katlanması gerek."

"Bazıları vardır hemen ölür, bazıları ise yirmi yıl önce, bazıları daha doğmadan ölmüşlerdir. İşte o insanlar bu dünyanın düşkünleridir."

"Önlerine geceyi gündüzü ve yaşamı katmış gidiyordu insanlar. Kendi gürültülerinden hiçbir şey duymuyorlardı. Sallamıyorlardı."

"Hayatımda hiç oy kullanmadım. Aptalların çoğunlukta olduğunu hep biliyordum ve anladım, bu yüzden kazanacakları kesin."

"Ah dostum! İnanın bana, bu dünya aslında tamamen insanlarla taşak geçmek için yaratılmış koskocaman bir kandırmacadır."

"İnsan şu dünyada tüm vaktini öldürmeye ya da tapınmaya harcıyor, hem de ikisini aynı anda: Senden nefret ediyorum!"

"İnsan yalnız yaşadığı andan itibaren kendi geçmiş yaşantısıyla ilgili konuların yükü altında ezilir. Bu yük onu sersemletir."

"Akıllı kibir diye bir şey yoktur. Bu bir içgüdü. Ve her şeyden önce kibirli olmayan bir adam asla bulamayacaksın."

"Sonuçta savaş dediğiniz şey, anlamadığınız ne varsa odur. Bu devasa, evrensel boyutta bir soytarılıktır."

"Öğrendiğiniz azıcık şeyin başka yerde faydasını göreceksiniz mutlaka! Hiçbir tecrübe boşa gitmez!"

"Bu dünyanın kodamanları sizi sevmeye başladıklarında, bilin ki sizi savaş salamına çevireceklerdir."

"Benim sorunum uykusuzluk. Her zaman düzgün uyumuş olsaydım, asla bir satır yazmazdım."

"Garibanlar asla, ya da neredeyse asla sormazlar, katlandıkları şeylerin nedenini niçinini."

"Geçmişin gölgeleri arasında el yordamıyla yolunuzu kaybedebilirsiniz."

"İnsanlara güvenmek demek kendini azıcık öldürtmekle eşdeğerdir."

"Yalnız olmak demek ölüme yönelik alıştırmalar yapmak demektir."