Ruşen Eşref Ünaydın

Ruşen Eşref Ünaydın

1892 - 1959

Ruşen Eşref Ünaydın, 20. yüzyılın başlarında doğmuş ve Cumhuriyet dönemi Türk fikir, basın ve yayıncılık hayatında etkin rol oynamış bir gazeteci, yazar ve çevirmendir. Mesleki yaşamı boyunca gazetecilik, kültür-sanat yazıları ve çevirilerle kamuoyunda tanınmış; modernleşme, dil ve eğitim tartışmalarına katkıda bulunan fikir insanları arasında yer almıştır. Yazıları ve çeviri çalışmaları, hem okur kitlesini genişletmeyi hem de yeni Cumhuriyet Türkiyesi’nin kültürel dönüşümüne ışık tutmayı amaçlamıştır. Ünaydın, döneminin entelektüel çevreleriyle ilişki içinde olarak yayıncılık ve radyo gibi kitle iletişim araçlarının erken dönem gelişimine dair gözlemler yapmış, halkla ilişkisi kuvvetli bir gazeteci olarak anılmıştır. Eserleri ve makaleleri, basın tarihçileri ve kültür araştırmacıları tarafından Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki fikir akımlarını ve kamu söylemlerini anlamada kaynak olarak değerlendirilmektedir. Bugün adı, Türkiye’nin modern medya ve kültür mirası bağlamında anılmaya devam etmektedir.

Sözler (17)

"Kendinizi tanıyın. Özünüzü unutmayın, yabancılıklardan arının."

"Analarımızın dili, ana dili, diller güzeli... Yerine göre kılıçtan keskin, çelikten sert, kayadan sarp, boradan hızlı, bürümcükten ince, kelebekten uçucu, çiçekten renkli, kokudan tatlı, altından parl…"

"Kemalizm dedikleri kuru etiket değildir, diri isabettir!"

"Ey Türk müncîsi ve hak eri, senin gününde yaşadığım için fânilerin en bahtiyarlarından biriyim."

"Dün kendisine millet tarafından başkumandanlık verilen Mustafa Kemal, bugün her zamandan ziyade Türk azmini, Türk imanı şahsında topluyor. O, milletin hizmetindedir; millet de onun hizmetindedir. O bi…"

"Çocukluğumuzdaki o ihtiyar nesil çekildikten sonra dünyamız gene gülümsemeyle dolu kalacak sanırdık! Meğer ne yanılmışız! Şimdi bizim neslin daha gençliğinde çektiği acılar ölen ihtiyarların yüz yıla …"

"Çünkü sen, acımayı gerçi bilirdin, insan ve cömert ruhun vardı fakat acınmaktan tiksinirdin. Mazlum diye anılmaktan zalim diye adlandırılmak kadar iğrenirdin... Sence kuvvet ve aciz diye iki gerçek va…"

"Merhamet dilenilmez, kendine saygı ve sevgi besletilir."

"Şu tunç küheylan üstünden atiyi görecek odur. Fânilerin içinden baki kalacak odur."

"Nemiz payidardır, payidar olmak arzusundan gayrı..."

"Gözler kamaştı­ran ne varsa müebbeden sende imiș, müebbeden seninmiş gibi gönlümü çiğneye çiğneye geçtin güzelim..."

"Gel, vakitler vaktimizken saçının örgüsüne benzeyelim! Yarın aynı toprağın altında ayrı kalırız."

"Vatanı civanmert gövdelerinizden bir can kuşağı ile koruyup sakındıktan sonra havasını da ruhlarınızla sizler doldurdunuz! Sizinle dolu havada esaret yaşar mı?"

"Türk'ün müessesesinde onun bayrağından başka bir bayrak yaşayamaz!"

"Paşa, sükûnetli dakikalarının boģluğunu edebiyatla dolduruyor."

"Genç bir simada bu kadar engin bir mana gördüğümü hatırlamıyorum: Işıklarla gölgelerin dalgaları arasında sebat, tevekkül, tevazu, vakar, mülâyemet, huşunet, saffet, zekâ... Bütün bu zıt şeylerin topl…"

"Bana Kanije müdafii Tiryaki Hasan Paşa ile yahut Plevne aslanı Gazi Osman Paşa ile görüşmek mukadder olsaydı bugünkü muhavereden daha fazla mı bir heyecan duyacaktım?"