Halikarnas Balıkçısı

Halikarnas Balıkçısı

1890 - 1973

Cevat Şakir Kabaağaçlı (1886–1973), edebiyat dünyasında daha çok takma adıyla, Halikarnas Balıkçısı olarak bilinir. Osmanlı aydın bir aileden doğan yazar, erken dönemlerinde yaşadığı siyasi ve kişisel olayların ardından uzun süre Bodrum'da sürgün yaşamış ve buraya yerleşerek Ege Denizi'ni, kıyı hayatını ve deniz insanlarının kültürünü merkeze alan eserler üretmiştir. Gözlemlerini anlatı, deneme ve öykü formlarında işleyerek hem halk arasındaki sözlü kültürü belgeler hem de modern Türk edebiyatında deniz temalı anlatı geleneğini güçlendirmiştir. Halikarnas Balıkçısı, sade ve akıcı dili, mitolojiye ve yerel anlatılara gösterdiği ilgiyle tanınır; eserlerinde Ege'nin doğası, balıkçının gündelik yaşamı ve denizle kurulan kadim bağ sıkça vurgulanır. Yazıları, Bodrum ve çevresinin tanıtılmasında, mavi yolculuk ve kıyı kültürünün korunup yaşatılmasında önemli rol oynamıştır. 20. yüzyıl Türkiye'sinin kültürel hafızasına katkıları ve halk edebiyatına yaklaşımı nedeniyle hem akademik çevrelerde hem de geniş okur kitlesinde saygın bir yer edinmiştir.

Sözler (25)

"Olur ya, dilin yanıldığı gibi yüreğin de yanıldığı olur."

"Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin."

"Her yaşayan insan hayatın askeridir. Ölüm var her zaman. Ölüm hayata sığıyor ama hayat ölümü aşıyor. Hayat, doğadır. Çıkarcılar, başkasının üstünden geçenler ölümün hayata karşı askerleridir."

"Gece yıldızları tek tük görünen mıyımıntı şeyler değildir. Yıldız kalabalığına engin gece dar gelir. Sanki parıltılarıyla göğü sarsıp gürlerler. Hele ufukta ay bir görünekoysun, evren bir peri masalın…"

"Bak şimdi, sanki geçmişle gelecek karşı karşıya oturuyoruz."

"Bodrum ya da Datça'ya varıp da, Gökova'ya uğramamak, sarayın kapılarına dek gidip, içeriye girmemeye benzer."

"Bilim, felsefe, Şiir, aritmetik, trigonometri, astronomi gibi akıllı akıl yapan ne varsa bu bilgi enerjilerinin hepsi Anadolu'nun yediveren toprağının içinden fışkırmıştır."

"Ayağınızı toprağınıza sağlam basın. Anadolu'ya sahip çıkın. Orta Asya'dan gelmiş olmanın gerçeğiyle Anadolu'yla kaynaşmış olmanın Şansını bir hümanizmde birleştirin."

"Gılgamış, mideni gece gündüz güzel gıdalarla doldur; dans et, esen ve güleç ol; giysilerin hem temiz hem serin olsun, sularda yıkan; elini tutan küçük çocuğu sev."

"Çok tuhaftır, fakat insanın üzülme yeteneğinin bir sınırı vardır. Belki de büyük kederler, bir taraftan insanı acıtırken, bir taraftan da duygularını uyuşturuyordu."

"Bu sentezi yapıp çağdaşlığa uzanırken egemenlerin değil, emekçi halkın yanında olun, yurtseverlikle insancıllığınız, evrensel bir sömürüsüz dünya arzulasın."

"Sonsuza dek hızla gitmek, varacağımız yere varmadan gitmek, hatta hiçbir yere varmadan gitmek istiyordum. Hep gitmek, hiç durmadan gitmek!"

"Bana öyle geliyor ki dünyada mevcut sonsuz sevgi; dile gelmek için can atar, dudaklarda tir tir titrer; gelgelelim, dile gelmeye utanır, utanır, utanır."

"Çağdaş olmak istiyorsanız, klasik akıl devriminizi tamamlamak zorundasınız. Klasik kültürün temeli de Anadolu'da atılmıştır."

"Tanrılar ulusların sosyal durumunu temsil ederler. Yunanistan'ın Olimpos Tanrıları da oranın derebeylik çağını gösterir."

"Hayatımda pek kazanmadım ki kazanmasını öğreneyim. Ama kaybetmesini, hem de Şahane kaybetmesini öğrendim."

"Felaketin bazen kendine ait bir havası vardır. Onun yaklaşmakta olduğunu insan yüreğinde soğuk soğuk duyar."

"Nitekim deniz de bağrına atılan taşı unutur ama o taş yine oradadır ve oradan bir daha çıkmaz."

"Açık yerlerde insan bir dışarılık, bir öteleyiş duyar. Sanki ufkunuz genişler, varlığınız enginleşir."

"Benim bildiğime göre bilgi başta olur. Bize ise bilgiyi sopayla tabanlarımızdan tıkıyorlardı."