Alexis Carrel

Alexis Carrel

1873 - 1944

Alexis Carrel (1873–1944), damar cerrahisi, organ nakliye yönelik cerrahi teknikler ve doku kültürü alanlarında çığır açmış Fransız cerrah ve bilim insanıdır. Lyon’da doğan Carrel, vasküler anastomoz (damar dikimi) konusunda geliştirdiği tekniklerle tanınır; bu çalışmalar ona 1912 yılında Fizyoloji veya Tıp Nobel Ödülü’nü kazandırdı. Kariyeri boyunca Rockefeller İnstitüsü de dahil olmak üzere uluslararası araştırma merkezlerinde çalışmalar yürütmüş, organların ve dokuların canlı tutulmasına yönelik yöntemler üzerinde deneyler yapmıştır. Lindbergh ile işbirliği yaparak geliştirdiği perfüzyon pompaları, doku ve organ araştırmalarında yeni olanaklar sağlamıştır. Carrel’in bilimsel katkıları geniş çapta takdir edilse de, sosyal ve siyasi yazıları ile öjeni ve otoriter yönetim biçimlerine yönelik bazı olumlu değerlendirmeleri eleştiri konusu olmuştur. 1930’larda yayımladığı popüler eserler bilimsel itibarının ötesinde kamuoyunda tartışmalara yol açmış ve II. Dünya Savaşı dönemindeki siyasi ilişkileri nedeniyle mirası tartışmalı bir nitelik kazanmıştır. Tıbba kazandırdığı cerrahi teknikler ve deneysel yöntemler günümüzde de tarihsel öneme sahiptir; aynı zamanda etik ve sosyal sorumluluk boyutları bakımından da sıkça incelenir.

Sözler (33)

"Düşünce ve kararlarımız doğrudan doğruya ruh halimize bağlıdır."

"Dünyanın hiçbir devresinde çağımızda olduğu kadar akıl hastaneleri dolup taşmamıştır."

"Dua en yüksek ifadesini, zekanın karanlık gecesine doğru atılan bir aşk hamlesinde bulmaktadır."

Din

"Din ve ahlak duygularının zayıflaması, zekanın zayıflaması kadar tehlikelidir."

Din

"Demokratik prensip, seçkinlerin gelişmesini engellemek suretiyle uygarlığın çöküşüne yardım etmiştir."

"Demokratik hürriyetlerin sadece zenginler için olduğunu unutmamak gerekir."

"Çok uyku ve fazla yemek, çok az uyumaktan ve çok az yemekten daha tehlikelidir."

"Çocuklar, anne ve babalarının kötü örnekleriyle bozulmaya devam ettikçe yeni bir dünya kurulamaz."

"Çağdaş insan zevke düşkün, korkak, şehvetli ve zorludur. Ne ahlak, ne estetik, ne de din anlayışı vardır."

"Bozuk karakterler kendilerini fikir hayatına veremezler."

"Bir insanın hayatı onun karakteridir."

"Aşağı olanları yükseltmek mümkün olmadığı için, insanlar arasında eşitliği meydana getirmenin tek çaresi onları hepsini en aşağı seviyeye indirmek idi. Böylece şahsiyetin kuvveti kayboldu."

"Ahlak düşünce gücünü artırır, insanlar arasında barışı sağlar; uygarlık ise bilim ve sanattan daha fazla yüceltir."