Charles Dickens
1812 - 1870
Charles John Huffam Dickens (1812-1870), Viktorya dönemi İngiltere’sinin en etkili romancılarından biridir. 7 Şubat 1812’de Portsmouth’ta doğan Dickens, genç yaşta babasının borç nedeniyle hapse düşmesiyle ailevi zorluklar yaşadı ve kısa süreliğine bir boyacının fabrikasında çalışmak zorunda kaldı; bu deneyimler onun toplumsal duyarlılığını ve eserlerindeki sosyal eleştiriyi şekillendirdi. Gazetecilikten roman yazarlığına geçen Dickens, Oliver Twist, A Christmas Carol, David Copperfield, Bleak House, Hard Times ve Great Expectations gibi eserlerle geniş kitlelere ulaştı. Romanlarını genellikle seri biçiminde yayımladı ve yazınsal başarısının yanı sıra dönemin sosyal adaletsizliklerine dikkat çekti. Hem hiciv hem de duygusal anlatımı ustaca harmanlayan Dickens, karakter yaratmadaki yeteneği ve anlatımındaki canlılıkla tanınır; fakirlik, yasal sistemin zaafları, çocuk emeği ve sınıf farklılıkları gibi temalara yoğunlaştı. Household Words ve All the Year Round gibi dergilerin editörlüğünü yaptı, halka açık okuma turları düzenleyerek eserlerini geniş kitlelere sundu. Gad's Hill Place’te geçen yıllarında da üretkenliğini sürdürdü; 9 Haziran 1870'te öldü ve Westminster Abbey Poets' Corner'a gömüldü. Dickens’ın eserleri, Viktorya toplumu üzerine keskin gözlemleri ve insan doğasına dair empatisi nedeniyle dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı.
Sözler (91)
"Amerikan beyefendisini bilmiyorum ben, Tanrı beni böyle iki kelimeyi yan yana kullandığım için affetsin."
"Perili Ev bir bakıma aklın kapı eşiğinde bırakıldığı, korkmak için oraya gelip korku ve kuşkularını birbirine bulaştırıp sonunda korkunun hakimiyetine girenlerin evidir."
"Daha az duyarlı olabilsem, insanları daha az sevebilsem, midem de sinirlerim de sağlamlaşır, demir gibi olurdu. Keşke vurdumduymaz olabilseydim."
"Zamanı gelene kadar kimse içinin derinliklerinde ne olduğunu bilmez.. Bazı insanlar için asla böyle bir zaman da gelmez; ne mutlu onlara..!"
"Dünyada hiç kimsenin kendisi kadar yakın dostu yoktur. Yalnız bazen de insanlar kendi kendilerinin en büyük düşmanı olurlar."
"Kesinlikle bildiğim bir şey varsa şudur: İnsan ekmek yaparsa kibar olamıyor da bira yaparsa, şarap yaparsa ille kibar sayılıyor."
"Şüphe ve korku bulaşıcı bir hastalık gibi aramızda dolaşıyordu ve yeryüzünde bunun kadar bulaşıcı başka hiçbir şey yoktur."
"Zaten hayatımız boyunca sergilediğimiz bütün zayıflıklar ve saygısız davranışlar hep sevmediğimiz insanlar yüzündendir."
"İnsan hiçbir dostuna para yardımı etmemeli. Çünkü dosta para yatırmak demek o dostu kaybetmek demektir."
"Sözlerimin yalnız sözlükteki anlamını değil, içindeki duyguları da anlayabilseydi, bana acıyacağını sanıyorum."