Mary Shelley

Mary Shelley

1797 - 1851

Mary Shelley (doğum adı Mary Wollstonecraft Godwin; 30 Ağustos 1797 – 1 Şubat 1851), İngiliz romancı, denemeci ve biyografi editörüdür. Aydınlanma düşünürü William Godwin ile feminist yazar Mary Wollstonecraft’ın kızı olarak dünyaya gelen Shelley, genç yaşta Percy Bysshe Shelley ile ilişki kurmuş ve 1816 yazında, İsviçre'de geçirdiği dönemde yazdığı Frankenstein; or, The Modern Prometheus (1818) ile edebiyatta kalıcı bir iz bırakmıştır. Frankenstein, hem gotik roman geleneğinin bir üyesi hem de modern bilimkurgu türünün erken bir örneği olarak kabul edilir ve Shelley’nin bilim, etik ve yaratıcılık temalarına dair derin ilgisini yansıtır. Shelley’nin edebi üretimi yalnızca Frankenstein ile sınırlı değildir; Valperga (1823), The Last Man (1826) gibi romanları, şiirleri, biyografik ve eleştirel yazıları vardır. Percy Shelley’nin ölümünden sonra kocasının eserlerini derleyip editörlüğünü yapan Mary, aynı zamanda seyahat ve anı yazılarıyla dönemin kültürel ve entelektüel ortamına katkı sağlamıştır. Hayatı boyunca karşılaştığı kayıplar, politik görüşleri ve edebi çevreleri eserlerine yansımış; ölümünden sonra da feminist eleştirinin ve gotik edebiyat tarihlerinin önemli figürlerinden biri olarak kabul edilmiştir.

Sözler (29)

"Zenginlik bayağı bir amaçtı; ama hastalıkları insan bedeninden uzaklaştırabilmenin ve insanı acımasız bir ölüm dışında her şeye karşı dayanıklı kılabilmenin şanı kim bilir ne büyük olurdu.."

"Aşırı hüzün gelişmeni, hayattan keyif almanı, hatta günlük işlerini yapmanı bile engeller ki bunları yapmayan biri de toplumun üyesi olmaya uygun değildir."

"Beni romantik diye aşağılamayacak kadar sağduyu sahibi, bana zihnimi düzene sokmaya yetecek kadar şefkat besleyen bir dosta inanılmaz ihtiyacım var."

"Olgun bir insan her zaman sakin ve huzurlu bir zihin yapısını korumal31; tutkular1n, ge1ici bir arzunun s1k1netini bozmas1na asla izin vermemeli."

"Tüm düşünce ve duyguları silkeleyip atmayı arzuladığım oldu, fakat öğrendim ki acı hissini yenmenin tek bir yolu vardır ve o da ölümdür.."

"Bizi bıraktığından beri, sevgili çocuklarımızın büyümesinden öte pek bir değişiklik olmadı. Mavi göl, karlı dağlar... onlar hiç değişmiyor."

"Bilgi denen şey ne kadar da garip! İnsanın zihnine bir kez girmeyeygörsün, kayalara yapışan liken misali tutunuyor, bırakmıyor."

"Esen her rüzgârdan, tesadüf eseri edilmiş bir sözden ya da o sözün zihnimizde uyandırdığı manzaradan etkilenir durumdayız."

"İnsan denen varlık gerçekten de aynı zamanda hem böyle kudretli, erdemli ve olağanüstü, hem de fesat ve aşağılık mıydı?"

"Yapayalnızdım; yanımda kederimi dağıtacak, beni en korkunç hayallerin sarsıcı ağırlığından kurtaracak hiç kimse yoktu."

"Şu dünyada tadacak çok az mutluluk kaldı bize. Ancak kalan mutluluğumun tamamı sende başlayıp sende bitiyor."

"Zayıf ve güçsüz insanların krallarla muşterek bir noktası vardır, onlar hiçbir zaman mutlu değildirler."

"Her insanın bağrına basacak bir eşi, her hayvanın bir partneri olurken ben yalnız mı kalacağım?"

"İnsanın dünü, asla yarın gibi olmayabilir; Değişimden başka bir şey ayakta kalamaz!"

"Dürtülerimiz açlık, susuzluk ve ihtirastan ibaret olsaydı neredeyse özgür olabilirdik."

"İnsan büyük bir kibir abidesidir. Hiçbir zaman cehaletini itirafa yanaşmaz."

"Bir katilin yazgısıyla, ücretini alacak cellattan başka kim ilgilenebilirdi ki?"

"Kalabalıktan kaçınıp az ama öz insana sımsıkı bağlanmak vardı doğamda."

"İnsanın dünüyle yarını bir olmaz; Kalıcı Şey yoktur, değişkenlikten öte."

"Kaybettiklerimize duyduğumuz sevgiyi, hala yaşayanlara aktaralım."