Mevlana Celaleddin Rumi

Mevlana Celaleddin Rumi

1207 - 1273

Mevlana Celaleddin Rumi (tam adıyla Jalal ad-Din Muhammad Rumi), 1207 yılında doğmuş ve 1273 yılında ölmüş olan İranî kökenli bir sufî şair, mutasavvıf ve İslâm düşünürüdür. 13. yüzyılda Horasan bölgesinde doğan Rumi, Moğol akınları sebebiyle ailesiyle birlikte batıya göç etmiş ve nihayetinde Anadolu’nun Konya şehrine yerleşmiştir. Burada gerçekleştirdiği mistik arayışlar ve Şems-i Tebrîzî ile kurduğu derin dostluk, onun şiir ve öğretilerinin şekillenmesinde belirleyici olmuştur. En meşhur eserleri arasında Mesnevi (Masnavi) ve Divan-ı Şems yer alır; bu eserlerde aşk, insanın ilâhîyle birleşme arzusu, nefis terbiyesi ve evrensel tasavvufî temalar işlenir. Şiirlerini büyük ölçüde Farsça kaleme almıştır ve hem Doğu hem Batı kültürlerinde geniş yankı bulmuştur. Rumi’nin düşünceleri ve takipçileri, ölümünden sonra Mevlevî tarikatının oluşmasına zemin hazırlamış; bu tarikat ve semâ törenleri onun manevi mirasının sembolleri haline gelmiştir. Konya’daki türbesi (Mevlana Müzesi) bugün kültürel ve dini bir ziyaret merkezi olarak korunmaktadır. Eserleri pek çok dile çevrilmiş, modern dünyanın farklı coğrafyalarında sanat, edebiyat ve dinî düşünce üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır. Rumi, evrensel insan sevgisi ve ruhsal birliğe dair mesajlarıyla yüzyıllar boyunca hem akademik hem de popüler ilgiyi çekmeye devam etmiştir.

Sözler (241)

"Başta dönüp koşan nice bilgiler, nice hünerler vardır ki, insan onunla baş olmak isterse, baş elden gider. Başının gitmesini istemiyorsan ayak ol."

"Başkalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar."

"Beri gel, beri! Daha da beri! Niceye şu yol vuruculuk? Mademki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik?"

"Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır."

"Bir adamın camilere alıştığını görürseniz, imanlı olduğuna şahitlik ediniz."

"Bir katre olma, kendini deniz haline getir. Mademki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin."

"Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez."

"Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir."

"Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak aramamak demektir."

"Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendini. Bizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil."

"Ey arkadaş, sufi, bulunduğu vaktin oğludur. Bu iş yarın olsun, yarına kalsın demek tarikat anlayışına uymaz."

Din

"Ey gönül! Ne tuhaf değil mi? Bir ömür, şah damarından daha yakın bir sevgiliyi aramakla geçiyor."

"Ey gönül! Gülü seviyorsan dikenini de seveceksin, deryayı seviyorsan dalgalarını da seveceksin, vuslatı seviyorsan firakını da seveceksin, sevgiliyi seviyorsan nazını da seveceksin, hayatı seviyorsan …"

"Ey Müslüman, edep nedir diye sorarsan, bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır."

Din

"Ey zulümle bir kuyu kazan! Sen kendin için tuzak hazırlıyorsun."

"Ey çaresiz âşık! Bir bak bakalım senin değerin ne kadar?"

"Filozofların felsefesi, insanoğlunun zan ve şüphesini artırır. İslam’ın hikmeti ise insanı yücelere ulaştırır."

"Gelin bağa yeşiller kuşanan doğayı görün. Her köşede bir çiçek dükkânı açan doğayı görün. Güller gülerek sesleniyor bülbüllere: Susun, susarak doğayı görün."

"Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur."

"Genişlik, sabırdan doğar."