Epikür
Epikür (M.Ö. 341–M.Ö. 270), Antik Yunan’da Samos doğumlu bir filozoftur ve Epikürcülük (Epicureanism) olarak bilinen etiğe dayalı felsefi okulun kurucusudur. Atina’da kurduğu “Bahçe” (The Garden) adlı okulda, atomculuk geleneğini benimseyerek doğa felsefesi, bilgi kuramı ve etik üzerinde sistematik çalışmalar yaptı. Epikür’e göre mutluluk, hazların en güvenli biçimi olan acıdan ve korkulardan arınma (ataraksia) ile sağlanır; dolayısıyla erdem, insanın huzuruna ve ölçülü hazlara ulaşmasını sağlayan bir araçtır. Evrenin atomlardan ve boşluktan oluştuğunu savunan tezleri, Demokritos ve Leucippus çizgisine eklemeler getirmiştir. Epikür’ün eserleri büyük oranda kaybolmuş olsa da mektupları ve kafataslarıyla (Letter to Menoeceus vb.) ile öğretisinin temel ilkeleri günümüze ulaşmıştır. Romalı şair Lucretius’un “De Rerum Natura” adlı eserinde Epikürcü öğretiler yaygın biçimde aktarılmış, Orta Çağ ve sonrasında ise bazen yanlış yorumlanarak ataerkil ve hazcı bir anlayışla ilişkilendirilmiştir. Modern düşüncede Epikür’ün insan doğası, mutluluk ve bilimsel doğa görüşüne yaptığı katkılar yeniden değerlendirilmiş; etik ve politika felsefesinde etkisi sürmüştür.
Sözler (47)
"Yaşlılar da gençler gibi felsefe ile kendilerini yetiştirmeliler. Birinci grup kaderin onlara sunduğu serveti hatırlayarak gençleştiğini hissetmek için, ikinci grup, gençliklerine rağmen gelecek karşı…"
"Tanrı kötülüğü önlemek istiyor da gücü mü yetmiyor? Öyleyse o güçsüzdür. Yok gücü yetiyor da önlemek mi istemiyor? Öyleyse o, kötü niyetlidir. Hem güçlü hem de iyi ise kötülük nereden geliyor?"
"Felsefeyle uğraşma zamanının daha gelmediğini ya da artık geçmiş olduğunu söylemek, mutlu olmanın zamanı daha gelmedi ya da artık geçti demekten farksızdır."
"Tat alma, duyma zevkini, cinsel zevkleri, güzel şeyler görünce içimde uyanan hoş duyguları bir kenara atarsam, iyiyi kötüden nasıl ayırırım bilmiyorum."
"Tanrı insanların dualarını dinleseydi, insanlık çok hızlı bir şekilde ortadan kaybolurdu, zira herkes birbirine beddua etmekten başka bir şey yapmıyor."
"Ölümden neden korkacakmışım? Ben buradaysam ölüm yoktur. Ölüm buradaysa ben yokum. Ben varken olmayan bir şeyden neden korkayım?"
"Evrende her şey insan için haz objesidir. Ancak erdemle gelen bilgi arttıkça haz da artar. Bu nedenle yönelim hazzа değil bilgiye olmalıdır."
"Bilginin amacı; insanı bilgisizlik ve boş inançlardan tanrı ve ölüm korkusundan kurtarmaktır. Ve bu olmadan mutlu olmaya imkan yoktur."
"Hayatın asıl amacı dikkate alındığında, yoksulluk içinde, büyük bir yoksulluk içinde yaşamak aslında en sınırsız servete sahip olmaktır."
"Yaşamıyor olmak hiç de korkunç bir şey değil; bunu tam anlamıyla kavramış bir insan için hayatta katlanılamayacak hiçbir şey yoktur."
"Ölüm gelecek diye acı çekmek en büyük aptallıktır. Ölüm varken biz yokuz. Biz varken ölüm yoktur. Onunla hiç karşılaşmayacağız."
"Dine karşı asıl saygısız kişi, kalabalığın taptığı tanrıları tanımayan değil, tanrılar hakkında kalabalığın inandığını onaylayan kişidir."
"Hayatı zevkli kılan şeyler, kolay bulunmayan şeylerdir ama aslında hiç de pahalı değillerdir: Dostluk, özgürlük, düşünmek."
"Ölüm ne yaşayanları ilgilendirir ne de ölüleri. Çünkü yaşayanlar için ölüm yoktur. Ölülerin ise zaten kendileri yoktur."
"Akıllı, dürüst ve insaflı olmadan mutlu yaşanamayacağı gibi, mutlu olmadan da akıllı, dürüst ve insaflı olunamaz."
"Tanrı onların dualarını dinleseydi, sürekli birbirlerinin aleyhine dua ettikleri için, insanların hepsi yok olurdu."
"Ölümden korkmak anlamsızdır, çünkü yaşadığımız sürece ölüm yoktur, ölüm geldiğinde ise artık biz yokuz."
"Her istek karşısında insan kendine şunu sormalıdır: Bu istek elde edilirse ne olur elde edilmezse ne olur?"
"Mutluluğa giden tek bir yol vardır ve bu irademiz dışındaki şeyler yüzünden kaygılanmayı bırakmaktır."