Émile Zola

Émile Zola

1840 - 1902

Émile Zola (d. 1840-04-02, Paris – ö. 1902-09-29, Paris), Fransız romancı, oyun yazarı ve gazetecidir. İtalya kökenli bir ailede doğan Zola, yayınevlerinde çalışarak edebiyat dünyasına girmiş; 1867 tarihli Thérèse Raquin ile geniş ilgi çekmiş, ardından 1871–1893 yılları arasında yayımladığı Rougon-Macquart dizisiyle doğalcılık akımının önde gelen temsilcilerinden biri hâline gelmiştir. Bu yirmi romanlık seri, İkinci İmparatorluk döneminde toplumun değişik kesimlerini, kalıtım ve çevre ilişkisi bağlamında belgeleyici bir yaklaşımla betimler; L'Assommoir, Nana ve Germinal gibi eserleri dönemin sosyal sorunlarını ve işçi sınıfının koşullarını edebi bir gerçekçilikle aktarmıştır. Zola aynı zamanda aktif bir kamu entelektüeliydi; 1898'de Le Figaro yerine L'Aurore gazetesinde yayımlanan ünlü J'Accuse! başlıklı açık mektubu aracılığıyla Alfred Dreyfus davasında haksızlığı teşhir etmiş, bu tutumu onu kısa süreli bir sürgüne zorlamış ve Fransız kamuoyunda derin etkiler yaratmıştır. 1902'de Paris'te karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetmiş; 1908'de kalıntıları Panthéon'a nakledilmiştir. Zola, edebi doğalcılık, toplumsal belgecilik ve toplumsal adalet savunuculuğuyla modern romanın şekillenmesinde kalıcı bir etki bırakmıştır.

Sözler (39)

"İnsanların dünyanın sonuna kadar, kurtlar gibi birbirlerini yiyip bitirmelerini seyretmek istiyorsan, kollarını bağlayıp sakinlik içinde durmak en bulunmaz çaredir. Ama bu olamaz. Buna karşı koymalı. …"

"Bir güz akşamı kadar hüzünlü sakinlikte hiçbir şey yoktur. Işıklar, ürpertili havada donuklaşır, yaşlanmış ağaçlar yapraklarını dökerler, yazın ateşli aydınlıklarıyla kavrulan kırlar, ilk soğuk rüzgâr…"

"Bir yurttaş düşünün ki hep kendi yararına çalışıyor, hep kendi zaferinin sevincini düşünüyor, başkalarının mutluluğuna gözlerini kapıyor, bu insandan daha yalnız bir yaratık var mıdır?"

"Gerici eğitim sistemi ile beyinleri yıkanan genç kuşaklar yönetimde görev aldıkları zaman; ülke çıkarlarını değil, kendilerini eğitenlerin sözcüleri olacaktır."

"Bana sorarsanız eğer, bu hayata ne yapmaya geldin diye, size şunu söyleyeceğim: Ben bu hayata, sonuna kadar yüksek sesle yaşamak için geldim."

"Dünyayı bir günde yıkıp yeni baştan yapamazsınız. Bir günde her şeyi değiştireceklerini söyleyenler ya şarlatan ya da alçaktırlar."

"Özgürlüğünü ısrarla arayan bir kadının ahlaki gücü, köleliği benimsemiş, binlerce sessiz kadının gücünden daha fazladır."

"Yeryüzünde tek bir mabet taşı kalsa ve ona sahip çıkacak tek bir din adamı bulunsa, yine uygarlık için ciddi bir engeldir!"

Din

"İnsanın alışamayacağı hiçbir şey yok. Alışıyoruz, ama çok şey kaybediyoruz. Kendimiz, kendimizi böyle tüketiyoruz."

"Göklerde, umutsuzluklarla sızlanan soluklar vardır. Gece, loşluğunun içinde kefenler getirerek ta yükseklerden iner."

"Bu dünyaya ne yapmaya geldiğimi sorarsanız. Cevabım şu olacak; hayatımı yüksek sesle yaşamak için buradayım."

"Pırlantadan alınmayan vergi, kitaptan alınıyordu. Çünkü pırlanta alandan değil, kitap okuyandan korkuyorlardı."

"Gerçeği susturup, yeraltına gömseniz bile, büyüyecektir. Gerçek yürüyor, onu hiçbir şey durduramaz."

"Kimileri gerçeği satarlar. Kimileri ise, hiç olmazsa onu söylemiş olmaktan yarar sağlamak isterler."

"İnsan haklı oldu mu, yüreğine kuvvet geliyor, bileği kolay kolay bükülmüyor, öyle değil mi ha?"

"Gerçeği yerin altına gömseniz bile, o bir gün büyüyerek patlayacak ve her şeyi yok edecektir."

"Son kilisenin son taşı son rahibin üstüne düşmedikçe uygarlık mükemmele erişemeyecektir!"

"Yalnız güzelliğin ölümsüz olduğu hiç de doğru değildir; hayat güzellikten daha ölümsüzdür."

"Ben sözcükleri sevmem. İnsan birini sevdi mi, yapabileceği en iyi şey onu göstermektir."

"Bir kişiye karşı yapılmış haksızlık, bütün insanlığa karşı yapılmış haksızlık demektir."