Alfred Adler

Alfred Adler

1870 - 1937

Alfred Adler (1870-1937), Avusturyalı bir hekim, psikiyatrist ve psikoterapi kuramcısıdır; bireysel psikoloji (Individual Psychology) yaklaşımının kurucusu olarak tanınır. Viyana’da doğan Adler, tıp eğitimi aldıktan sonra sinirbilim ve psikiyatri alanlarında çalıştı; Sigmund Freud ile ilk dönemde yakın ilişki kurmuş, ancak zamanla insan davranışını açıklama biçimleri konusunda ayrışarak kendi kuramsal çerçevesini geliştirmiştir. Adler’in çalışmaları, bireyin bütüncül bir sosyal varlık olarak değerlendirilmesi, aşağılık duygusu, üstünlük çabası ve “sosyal ilgi” (social interest) kavramları etrafında şekillenir. Adler’in terapötik yaklaşımı, bireyin yaşam tarzını, hedeflerini ve sosyal bağlamını merkeze alır; psikopatolojiyi yalnızca içsel dürtülerle değil, bireyin çevresiyle kurduğu anlamlı ilişkilerle ilişkilendirir. Eğitim, aile dinamikleri ve toplum politikaları üzerinde uygulamaya dönük çıkarımlar yapan Adler, özellikle erken çocukluk deneyimlerinin kişilik gelişimindeki rolüne vurgu yapmıştır. Yazıları ve öğretisi, 20. yüzyıl psikoterapileri, rehberlik ve okul psikolojisi üzerinde kalıcı etki bırakmış; klinik uygulamalar ile toplumsal refah politikaları arasında köprü kurmuştur.

Sözler (52)

"Halk, aldanmaktan hoşlanır."

"Kadının çocukluğundan başlayarak kendisine zorlanan role başkaldırısı ne denli güçlü olursa, ya da aynı şekilde erkek kendisine biçilen ayrıcalıklı rolü tüm saçmalığına karşın oynamamakta ne denli ısr…"

"Gizliden gizliye üstün olma isteği besleyen kızlar, genellikle güçsüz, sakat ya da kendi toplumsal konumlarının altındaki erkeklere yönelirler. Aynı şekilde, hemen el altındaki birinin veya bir akraba…"

"Farklı cinslerden iki eşit insanın görevi olarak tanımladığımız aşk, iki bireyin bedensel ve düşünsel yönlerden birbirlerini çekmesini, başkalarını dışlamasını ve birbirlerine karşı mutlak bir teslimi…"

"Eğer erkek şefkat arıyorsa, kendisini şımartacak, pohpohlayacak kızlar arayacaktır. Eğer ilişkiyi ikili bir yarış gibi görüyor ve bu yarışta üstün gelmeyi istiyorsa, güçlü görünen kızları arayacak, ve…"

"Eğer bir insan bir başkasına gerçekten ilgi ve yakınlık duyuyorsa, o ilginin gerektirdiği bütün özelliklere sahip olmalıdır: Dürüst olmalı, iyi bir arkadaş olmalı, sorumluluk duygusu taşımalı, sadık v…"

"Uygarlığımızda bir kızın özgüvenini ve cesaretini yitirmemesi kolay değildir."

"Unutkan insanlar öyle kişilerdir ki, açıkça başkaldırmaya pek yanaşmaz, ama unutkan davranışlarıyla ödevlerine karşı yeteri kadar ilgi duymadıklarını ele verirler."

"Toplumdan uzak kalmak isteyen biri için, örneğin hep kirli bir yaka ya da pejmürde bir ceketle toplum içinde görünmekten daha uygun ve daha etkili bir çare yoktur. Kendisini başkalarının dikkati, eleş…"

"Hayatta en büyük zorlukları yaşayan ve başkalarına en büyük zararı veren birey, diğer insanlara ilgi duymayan bireydir. İnsanların bütün başarısızlıkları bu tür bireylerden kaynaklanır!"

"Tırnak kemirme ve burun karıştırma gibi dikkat çeken kötü alışkanlıklara sahip insanlar, ilgili davranışlarıyla inatçı kimseler olduklarını ele verdiklerini bilmezler."

"Ruhsal ilişkiler örgüsünden koparılıp alınmış bir tek ruhsal olaya dayanılarak insanı tanımak gibi bir işe kalkışılamaz."

"Kadınların erkeklerden daha az yetenekli olduğu savı bir masaldan, gerçekmiş izlenimi veren bir uydurmacadan başka nitelik taşımaz."

"Kadınla erkek arasındaki uzlaşma ve dengenin karakteristik özelliği arkadaşlıktır. Kadın ve erkek arasındaki ilişkide karşı tarafı boyunduruk altına almak, tıpkı ulusların yaşamındaki gibi katlanılmaz…"

"Kadının yetersizliğine ilişkin önyargı ve buna bağlı olarak erkeğin kendini beğenmişliği, her iki cinsiyet arasındaki uyumu sürekli bozarak inanılmayacak bir gerilimin doğmasına yol açar; ilgili geril…"

"Bazen insanlar, kendini beğenmişlik ya da kibir sözcüğü yerine kulağa daha hoş gelen hırs sözcüğünü kullanarak kendilerini biraz temize çıkarmaya çalışırlar."

"Bir insanın değeri, toplumsal işbölümünde üzerine düşen yeri ne ölçüde doldurduğuna bakılarak belirlenir."

"Hayatın tek tek olayları bakımından sıklıkla gözlemlediğimiz bir şey var ki, o da bazı kimselerin yaşam konusunda kendilerinde varolan yeteneklerden haberlerinin bulunmayışı ve ilgili yetenekleri küçü…"

"Kendilerini ezik durumda hissedenlerin yaşamın küçük bir kesitinden dışarı çıkamayanlar arasında yer alacağını, hayattan biraz yüz çevirmiş kişilerin yaşamın sorunlarını, yaşama gereği gibi ayak uydur…"

"İhmâl, toplumsallık duygusunun bir eksiğidir."