Erich Fromm
1900 - 1980
Erich Fromm (1900–1980), Alman asıllı sosyal psikolog, psikanalist ve insan merkezli (humanist) filozof olarak tanınır. Frankfurt Okulu çevresiyle epistemolojik yakınlıklar taşımasına rağmen bağımsız bir düşünce sistemi geliştirmiş; psikanaliz, toplumsal teori ve etik arasında sentez kurarak modern toplumun ruhsal koşullarını analiz etmiştir. Eserlerinde bireyin özgürlük, sevgi, otoriterlik ve tüketim toplumuyla ilişkileri üzerine yoğunlaşmıştır. En bilinen yapıtları arasında Escape from Freedom (1941; Türkçede sıklıkla "Özgürlükten Kaçış"), The Art of Loving (1956; "Sevmek Sanatı") ve To Have or To Be? (1976; "Sahip Olmak ya Da Olmak") sayılabilir. Fromm, “sahip olma” ile “olma” biçimleri ayrımı ve otoriter karakter analizleriyle hem popüler hem de akademik çevrelerde geniş yankı uyandırmıştır. Psikanalitik eğitimini Almanya’da tamamladıktan sonra 1930’larda Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etmiş; burada teorik çalışmalarının yanı sıra topluma yönelik eleştirel yazılar ve klinik uygulamalar yapmıştır. Fromm’un düşüncesi, insanın özgürleşmesi, etik sorumluluk ve toplumsal dönüşüm gerekliliği üzerine odaklanır; eserleri günümüzde de psikoterapi, sosyoloji ve siyaset felsefesi alanlarında referans kabul edilir. 1980 yılında İsviçre’de vefat etmiş olup mirası geniş bir uluslararası okuyucu ve araştırmacı kitlesi tarafından sürdürülmektedir.
Sözler (133)
"Tüketim ideoloğunun dileği bütün dünyayı yutmak; tüketici biberon için çığlıklar atan ebedi süt çocuğu."
"Sevmek, kendini karşılıksız olarak adamak, sevgimizin sevilen kişide de sevgi oluşturacağı ümidini taşımak demektir. Sevgi bir inanç eylemidir. İnancı az olanın sevgisi de azdır."
"Sevginin yalnızca ayrıcalıklı bireysel değil de sosyal bir olgu olarak gerçekleşebilirliğine inanmak, insanın doğasını bilerek temellendirilmiş ussal bir inançtır."
"Sevgiden vazgeçmek olanaksız olduğuna göre sevgi konusundaki başarısızlıkların üstesinden gelebilmenin bir tek uygun yolu olarak, bu başarısızlıkların nedenlerini gözden geçirip, sevginin anlamını inc…"
"Sevgide insan en azından yalnızlıktan kaçıp sığınacağı bir liman bulabilir. İki kişi, dünyaya karşı bir tür ortaklık kurar ve bu iki kişilik bencilliğin sevgi olduğu yanılgısına düşülür."
"Sevgi, narsisizmin hemen hemen olmadığı alçak gönüllülüğün, nesnelliğin ve düşüncenin gelişmekte olduğu yerde vardır."
"Sevgi bir etkinliktir, edilgen bir olay değildir, bir şeyin içinde olmaktır, bir şeye kapılmak değildir. Sevginin etkin özelliği, en genel biçimde şöyle tanımlanabilir: Sevgi; kendinden bir şeyler ver…"
"Sevgi ancak iki insan birbirlerine varlıkların özünden bağlanır, her biri kendisinin varlığının özünden tanırsa, gerçekleşir."
"Önemli bir problemde, yetkinizi aştığı halde size danışılıyorsa, kahramanlık yapmayın. Çünkü mutlaka olaya çözüm değil, suçlu aranıyordur."
"Otomatlar sevemezler. Onlar sadece "kişilik paketleri"ni birbirleriyle değiştirirler ve ucuza kapatma peşinde koşarlar."
"Ortak yaşam birliğinin tersine, olgun sevgi, kişinin kendi bütünlüğünü, bireyselliğini koruyarak gerçekleştirdiği birliktir. Sevgi, insanı diğer insanlardan duvarları yıkan, onu diğerleriyle birleştir…"