Herbert Marcuse
1898 - 1979
Herbert Marcuse (1898–1979), Alman asıllı Amerikalı filozof ve sosyal teorisyendir; Frankfurt Okulu ile ilişkilendirilen önemli bir düşünür olarak tanınır. Berlin doğumlu olan Marcuse, Almanya’da eğitim aldıktan sonra Nazizm’in yükselişiyle 1930’larda Avrupa’yı terk ederek Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Marksist gelenek ile Freudyen psikanalizi birleştiren çalışmaları, modern kapitalist toplumun ideolojik aygıtlarını, kitle kültürünü ve teknolojinin toplumsal etkilerini eleştirel bir çerçevede incelemiştir. En bilinen eserleri arasında Eros and Civilization (1955) ve One-Dimensional Man (1964) yer alır; bunlar 1960’ların öğrenci hareketleri ve Yeni Sol düşünce üzerinde geniş etkiler yaratmıştır. Akademik kariyerinde Brandeis Üniversitesi (1954–1965) ve University of California, San Diego (1965–1970) gibi kurumlarda dersler vermiştir. Politik olarak radikal ve çoğunlukla tartışmalı görülen Marcuse, “repressive tolerance” gibi kavramlarla liberal demokratik yapılara yönelik eleştirel müdahalelerde bulunmuştur. Hem teorik derinliği hem de politik etkinliği nedeniyle sosyal felsefe, kültür eleştirisi ve siyaset kuramı alanlarında önemli bir referans figür olmaya devam etmektedir.
Sözler (18)
"Küba Devrimi ve Viet Kong bize gösterdiler: bunu yapmak olanaklıdır; kapitalist yayılmanın dev boyutlardaki teknik ve ekonomik gücüne karşı direnebilecek ve bu gücü caydırabilecek bir ahlak, bir irade…"
"Toplumsal ve siyasal düşüncenin bu kuramı bir kenara atılmıştır ama yok edilememiştir. Kendiliğinden gelen tepki ile değişiklikler kaçınılmazdır."
"Uygarlığın doğurduğu güçlüklerin parça parça ve sürekli biçimde yönetilmesi yoluyla ahlaki ve siyasal açıdan ayakta kalmak imkansızlaşır. Köktenci seçenekler göz ardı edilmemelidir."
"Özgürlük yoluyla özgürlük vermek evrensel yasadır. Düzen, ancak ve ancak bireyin özgür doyumu temeli üzerine kurulur ve ayakta kalırsa özgürlüktür."
"Liberal ve demokratik görünen yönetim kendisini, büyük ölçüde, görünmeyen despotizme barınaklık ederek uygarlığı yok ederek ayakta kalır."
"Bunu [uygarlık sorununu] aşmak olanaklı ve zorunludur, öğelerin kendilerinin ve etkilerinin köktenci bir biçimde dönüştürülmesiyle gerçekleştirilir."
"Devrim; yönetim, etkenlik, baskı, şiddet gerektirir. Ütopik estetik durum ise düzenini hepten farklı bir biçimde kuracaktır."
"Düzen, orantı, uyum... baskı güçlerinden arındırılmış, kurtarılmış, özgürleştirilmiş bir dünyanın düşüncesi, düşünceleştirilmesi... Bu doyumun, rahatın dinginliğidir: şiddetin sonudur; sürekli yenilen…"
"Eleştirel düşünce yok olmaz, ama yeni bir biçime kavuşur. Akım çabaları yerini toplum teorisine ve toplumsal pratiğe terk eder."
"Felsefe, içinde aklın gerçeklik kazandığı bir dünya görüşü formüle etliğinde kendi sonuna ulaşmaktadır."