Ahmet Ümit

Ahmet Ümit

1960 - günümüz

Ahmet Ümit (d. 1960, Gaziantep), çağdaş Türk edebiyatının önde gelen polisiye ve kurgu yazarlarından biridir. Eserlerinde suç, tarih, siyaset ve insan psikolojisini iç içe geçirerek ilerleyen anlatılar kurar; İstanbul ve Güneydoğu Anadolu’nun toplumsal ve kültürel dokusunu eserlerine sıkça yansıtır. Romanlarında hem geleneksel dedektif unsurlarına hem de tarihsel ve felsefi katmanlara yer vererek geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır. 1990’lardan itibaren yayımlanan roman ve öyküleri yurtiçinde geniş okuyucu kitlesi edinmiş, eserleri birçok dile çevrilmiş ve çeşitli yayın organlarında eleştirel ilgi görmüştür. Ümit’in dili, toplumsal gözlem ve karakter derinliğiyle dikkat çeker; eserleri yalnızca polisiye meraklıları için değil; çağdaş Türkiye’nin kültürel ve siyasal panoramasını anlamak isteyen okurlar için de önemli kaynaklar sunar. Halen aktif olarak yazmakta ve edebî üretimine devam etmektedir.

Sözler (49)

"Tıpkı ırk, cinsiyet gibi, din de insanları ayrıştıran bir olgu olduğundan ortak payda olarak kabul edilmemeliydi. Hepimizin bir tek ortak özelliği vardı: insan olmak. Farklı inançlara, farklı etnik kö…"

"Bu ülkede devlet, din ve aile tabudur; bunlara bir de aşkı eklediler. Tasavvufu buldum, aydınlandım diye bir şey yok."

"Paran varsa her şeyi satın alabilirsin, elbette en başta da insanları. Doktorları, hakimleri, savcıları, polisleri, yanlış anlamayın herkesi. Bu ülkenin sorunu ahlaksızlık, şeref yoksunluğu, onur kayb…"

"Kadınlar, ama sahiden seven kadınlar, erkeğin güçlü olmasıyla ilgilenmezler. Seni severler, çünkü yüreklerinde bir yere dokunmuşsunur. Bunu farkına varmadan yapmışsan daha çok severler."

"İnancın ne kadar yıkıcı bir silah olabileceğini bir kez daha görüyorum. Bu genç beyinler, bu tutkulu kişilikler doğru bir yöne kanalize edilebilseydi ülkeye ne kadar yararlı olurlardı."

"Kimse kimseyi tanıyamaz. Tanıdığımızı sanırız. Tanıdığımız kadarına inanırız. Eğer gerçekten tanısak, bırakın aşkı filan, kimse kimseyle arkadaş bile olamaz."

"Uçuruma giden bir trenin içindeyiz. Treni kullananlar, bu güzergahı değiştirmek yerine uçuruma gidiyoruz diyenleri susturmakla meşguller…"

"Bize gereken gerçektir, hayalden, büyüden, rüyadan arınmış gerçek. İçinize işleyen bakışlara kanmayın, hiçbir bakış masum değildir."

"Zaman insanla oynamayı seven, hem zalim hem de merhametli bir tanrıdır. Ona karşı çıkamazsın, yapman gereken beklemek."

"Adalet, vicdanımız ile yasa arasında bir yerde duruyor. bu nedenle yasa adaleti sağlamada tek başına yeterli olamaz."

"İnsan her şeye alışır diyorlar ya, öyle değil aslında. Başka çaren olmadığı için katlanıyorsun ama alışamıyorsun."

"Bir memlekette namuslu insanlar en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memleket için kurtuluş yoktur."

"Kendine haksızlık etme, insanlar o kadar korkunç ki senin merakın onların vahşeti yanında çok masum kalır."

"Aşk, ulaşamayacağın birini abartarak, onun kafandaki ideal kişi olduğunu sanarak tutkuyla bağlanmaktır."

"Lafa geldi mi herkes şikayetçi. Fakat bir şeyler yapalım dediğinizde, önce kendi çıkarlarına bakıyorlar."

"Şiddeti kullanarak ideal bir toplum yaratamazsın. Çünkü kullandığın yöntem, kendine benzetir seni."

"Ülken ateşler içinde kalmışken, kendi gönül yaranı söndürmenin peşinde koşamazsın..."

"Her yer karardı, ama gözümün patladığını anlamadım, birazdan geçer zannettim."

"Bir insanın öteki insanı öldürmesinden daha tuhaf bir durum olabilir mi ki?"

"Cinayet işleyenler, kurbanlarıyla birlikte kendi huzurlarını da öldürürler."