Simone de Beauvoir
1908 - 1986
Simone de Beauvoir (1908-01-09 – 1986-04-14), 20. yüzyılın önde gelen Fransız düşünür, yazar ve feminist aktivistlerinden biridir. Paris’te doğan ve felsefe eğitimi alan Beauvoir, varoluşçuluk çevresinin merkezi figürlerinden biri olarak Jean-Paul Sartre ile uzun bir entelektüel ve kişisel birliktelik sürdürdü. Felsefi ilgileri bireyin özgürlüğü, seçimleri ve toplumsal koşullar arasındaki gerilim üzerine yoğunlaştı; düşünceleri hem felsefe hem de siyasal tartışmalarda geniş yankı buldu. Edebi üretimi romanlar, incelemeler ve kapsamlı anı kitaplarını kapsar; en etkili çalışması Le Deuxième Sexe (İkinci Cins), kadınların tarihsel olarak nasıl “öteki” konumuna getirildiğini analiz ederek modern feminist kuramın temel taşlarından biri haline geldi. Romanları ve anıları aracılığıyla kişisel deneyim ile toplumsal analiz arasında köprü kuran Beauvoir, 1950’lerden itibaren kadının bedeni ve hakları konusundaki savunuculuğuyla da bilinir; 1954’te Les Mandarins adlı romanıyla Prix Goncourt’u kazanmıştır. Hayatı boyunca hem yazınsal üretimi hem de siyasi aktivizmiyle toplumsal cinsiyet, etik ve özgürlük tartışmalarına kalıcı katkılarda bulunmuştur.
Sözler (36)
"Dünyayı aydınlatan salt sevgidir sanır insan. Ama sevgiyi besleyen, olanca güzelliğiyle dünyadır aslında."
"Sadece erkek değildir kadını ezen. Kadın kendi hayatından sorumlu olmaktan vazgeçerek kendi kendini de eziyor."
"Öyle aç gözlüyüm ki yaşamdan her şeyi istiyorum; hem bir sürü arkadaşım olsun, hem de yalnız kalabileyim istiyorum."
"Hayat hem kendini geliştirmek hem de aşmaktır. Eğer bir şey sürekli aynı durumda kalıyorsa, o zaman yaşamak sadece ölmemektir."
"Aşkın sadece seni seviyorum demekten fazla bir şey olduğunu, gerçeği söylemeye çalışmanın da aşk olduğunu hissedebiliyor musun?"
"Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektir. Birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir ya da evli olmadığı için acı çekiyordur."
"Sanatçının ifade edeceği bir dünya olması için, o, öncelikle bu dünyada yer almalıdır; baskıcı ya da baskı altında, yılgın ya da isyankar, insanlar arasında bir insan."
"Bir intihar olayı okuyunca, insana buz gibi ter döktüren şey, pencerenin demirlerinde asılı duran narin ceset değil, intihardan hemen önce o kalpte olup biten şeydir."
"Yaşamla karşıtlık oluşturan, ölümden ziyade, yaşlılıktır. Yaşlılık, hayatın parodisidir; oysa ölüm, hayatı bir yazgıya dönüştürür: Ona bir kesinlik boyutu kazandırarak, onu sınırlamak ve korumak yoluy…"