Abdülkâdir Geylânî

Abdülkâdir Geylânî

1077 - 1166

Abdülkâdir Geylânî (Arapça: ʿAbd al-Qādir al-Jīlānī), 11. yüzyıl sonu ile 12. yüzyıl ortalarında yaşamış, Hanbeli fıkıh geleneği içinde yetişmiş ve İslam tasavvufunun en etkili sûfî âlimlerinden biri olarak kabul edilen bir mutasavvıftır. Genellikle Gilan bölgesinden olduğu için “Geylânî” nisbesiyle anılır; hayatının büyük bölümünü Irak’ın başkenti Bağdat’ta ders vererek ve vaazler vererek geçirmiştir. Öğreti ve davranışları, döneminin toplumsal ve dini çevrelerinde geniş yankı bulmuştur. Geylânî, vaazları, sohbetleri ve manevî öğretileri yoluyla Kadiriyye tarikatının kurucusu olarak tanınır; tarikat, hem Orta Doğu’da hem de daha geniş İslam dünyasında uzun süreli etkiler yaratmıştır. Mürşidliği, sadakati ve şefkat vurgusu; zahidlik, dua ve zikir pratikleriyle harmanlanmış bir tasavvuf geleneğinin şekillenmesine katkıda bulunmuştur. Mevlidleri ve keramet rivayetleriyle de anılan Geylânî, hem Sünni ulema tarafından hem de halk içinde büyük saygı görmüş, mezarı Bağdat’ta ziyaret edilen bir merkez olmuştur. Mirası, özellikle tasavvufî literatür ve tarikat organizasyonları üzerinden günümüze kadar etkisini sürdürmüştür.

Sözler (97)

"Zâhir ilimleri görünen kısmın ışığıdır. Bâtın ilimleri ise görünmeyen kısmın."

"Zâhir fıkhını öğren, sonra bâtın fıkhına yönel."

Din

"Yakında perdeler kalkınca bindiğin at mı katır mı anlarsın."

"Yolculuk, kalbin yolculuğudur. Vuslat, sırların vuslatıdır."

"Veliliğin şartı gizlenmek, nebiliğin şartı açıklamaktır."

Din

"Tövbe, yönetim değişikliğidir."

Din

"Teslim ol, rahat bul."

"Tasavvuf yolu sâlihleri görüp onların sohbetlerini ezberlemekle katedilmez."

Din

"Tasavvuf yolu zâhirî ve bâtınî hükümlere riayet etmeyi ve her şeyden fânî olmayı gerektirir."

Din

"Şeriatın şahitlik etmediği her hakikat zındıklıktır."

Din

"Şükrün esası, nimetin sahibini bilmek, bunu kalb ile itiraf etmek ve dille söylemektir."

Din

"Sevenle sevmeyen rıza halinde değil, hoşnutsuzluk halinde belli olur."

"Sûfîler Allah Teâlâ’nın Kendisinden başka bir şey istemezler. Onlar nimeti değil, nimet bahşedeni, halkı değil Hâlık’ı isterler."

Din

"Sûfîlerin yolculukları Hakk’a kurbiyet ülkesinde son bulur."

Din

"Arzu etmemeyi arzu ediyorum."

"Sûfîler ahirete göre akıllı, dünyaya göre delidirler."

Din

"Sûfîler ‘niçin’i, ‘nasıl’ı, ‘yap’-‘yapma’yı unutarak, kendilerini Rablerinin önüne atmışlardır."

Din

"Sûfîlerin geceleri gece, gündüzleri de gündüz değildir."

Din

"Fâsığın yüzüne ancak ârif kullar güler."

Din

"Sıddîk gözünün, güneş ve ayın değil, Allah’ın nuruyla bakar."

Din