Carol J. Adams

Carol J. Adams

1951 - günümüz

Carol J. Adams, özellikle cinsiyetçiliğin hayvansal gıda kültürleriyle ilişkisini ortaya koyan çalışmalarıyla tanınan Amerikalı feminist yazar, akademisyen ve hayvan hakları savunucusudur. En çok bilinen eseri The Sexual Politics of Meat (1990) olup, bu kitapta et tüketimi ile patriarka arasındaki sembolik bağları, “yoksunlaştırma (absent referent)” kavramı üzerinden analiz ederek feminist ve hayvan özgürlüğü söylemlerini birleştirmiştir. Adams’ın çalışmaları, ekofeminizm, etik veganlık ve kültürel eleştiri alanlarında geniş yankı bulmuştur. Akademik ve popüler yazıları, konferans konuşmaları ve aktivist çalışmaları aracılığıyla Adams, hayvan hakları hareketi ile feminizm arasında köprü kurmaya devam etmektedir. Kitapları, makaleleri ve editörlükleri, kadına yönelik şiddet, beden politikaları ve hayvan sömürüsü gibi birbirine bağlı konuları özgün teorik çerçevelerle ele alır. Hem akademik çevrelerde hem de popüler tartışmalarda etkili bir figür olarak, etik tüketim ve toplumsal adalet meselelerine katkıda bulunmaya devam etmektedir.

Sözler (28)

"Kadınların sokaklarda taciz edilmeden, peşlerine kimse takılmadan ya da saldırıya uğramadan yürüdüğü günü hayal edin. Şiddete maruz kalan kadınlar için sığınma evlerine ihtiyacımız olmadığı günü hayal…"

"Beslenme tercihlerimiz, doğayla olan ilişkilerimizde kendimizi nerede konumlandırdığımızı ve politik duruşumuzu yansıtır, pekiştirir."

"Biz, bütün zulümlerin birbiriyle ilişkili olduğuna inanıyoruz: Bütün canlılar özgür olana kadar, yani kötü muameleden, aşağılanmadan, sömürüden, kirlenmeden ve ticarileşmeden kurtulana kadar, hiçbir c…"

"Bizim kültürümüzde erkek olmak, erkeklerin ya sahip çıktıkları ya da inkâr ettikleri kimliklerle bağlantılı “hakiki” erkeklerin neleri yapıp neleri yapmadıklarıyla. Bu sadece bir ayrıcalık meselesi de…"

"Bir vegan veya vejeteryan odaya girene kadar insanlar kendilerini et yiyen olarak görmezler. Onlar sadece 'yiyiciler' ve onları ne yaptıklarından haberdar eden biz veganlarız. Çoğu zaman bu rahatsız e…"

"Hayvanlara yönelik baskıyı en az iki düzeyde kurumsallaştıran bir kültürde yaşıyoruz: mezbahalar, et pazarları, hayvanat bahçeleri, laboratuvarlar ve sirkler gibi resmi yapılarda ve dilimiz aracılığıy…"

"Öldürülüp mahvedilmiş hayvan; yırtıcılığın, bir bölge üzerinde egemenlik iddia etmenin, silahlı avcılığın, saldırgan davranışların, etin verdiği zindeliğin ve getirdiği yiğitliğin resmi olarak da sunu…"

"Hayvanların eti yemek için pişirme işlemine ihtiyaçları yoktur. Eti kemikten ayıklamaya da girişmezler. Madem et yemek doğal, o zaman biz ne diye hayvanlar gibi doğal yollarla yemiyoruz?"

"İçinde saklı olan politik anlamlar; ayrışma yerine bedensel birlik hissinden, şiddet yerine hasattan, nüfuz altına almak yerine uyum içerisinde yaşamaktan türetilir."

"Daha da iyisi, kadınların her nerede olursa olsun güvende olduğu, ailelerin evlerinde güvenle yaşadığı ve katliamların olmadığı bir dünyayı hayal edin."

"Dil bizi et yeme gerçeğinden uzaklaştırır, böylece et yemenin sembolik anlamını pekiştirir, bu sembolik anlamı özünde ataerkil ve erkek odaklıdır."

"Ceset yemekten ziyade et yemeye atıfta bulunmamız, dilimizin baskın kültürün bu faaliyeti onaylamasını nasıl ilettiğinin merkezi bir örneğidir."

"Bitkiler âlemi; ilgilenmenin, besleyip büyütmenin, yavaş evrimsel değişimin ve mevsimlerle uyum içerisinde olmanın resmini sunar."

"Kadınların sokaklarda taciz edilmeden, peşlerine kimse takılmadan ya da saldırıya uğramadan yürüdüğü günü hayal edin."

"Kültürümüzde “erkeklik” kısmen et yemek ve başka bedenler üzerinde denetim kurmak üzerinden inşa ediliyor."

"Cennetten Kovuluş bir kadına ve hayvana yorulduğundan beri, İnsanlığın Kardeşliği kadını ve hayvanı dışlar."

Din

"Et, görülmeyen ama her zaman orada olanı, hayvanların ve dilin ataerkil denetiminin sembolü haline gelir."

"Vejetaryenlik hayal gücünün bir eylemidir. Et metinlerine alternatifler hayal etme yeteneğini yansıtır."

"Erkek egemenliğinin bu mesajı, (hem simgeler dünyasında hem de gerçekte) et yeme yoluyla iletilir."

"Kültürümüzde en sık rastlanan seri katillerin kendi ailelerini öldürenler OLMADIĞI günü hayal edin."