Edip Cansever
1928 - 1986
Edip Cansever (1928–1986), Türk şiirinin modernist çizgisinde yer alan, imgeler ve alışılmadık sözdizimleriyle tanınan önemli bir şairidir. 8 Mayıs 1928'de İstanbul'da doğan Cansever, şiirde yenilikçi bir dil ve ritim arayışıyla İkinci Yeni kuşağı içinde anılsa da, kendisini belirli bir akıma sıkı sıkıya bağlı görmemiştir. Şiirlerinde gündelik yaşam, yalnızlık, varoluşsal kaygılar ve İstanbul'un mekânsal-manevi atmosferi sıkça işlenen temalardır; sözcükleri beklenmedik bağlamlarda bir araya getirerek okuyucuda hem yabancılaşma hem de tanıdıklık duygusu uyandırır. Cansever’in üretimi, Türk şiirinde imge ve anlatım olanaklarını genişletmiş, sonraki kuşak şairler üzerinde belirgin bir etki bırakmıştır. Şiirleri birçok dile çevrilmiş ve edebiyat araştırmalarının konusu olmuştur; ayrıca Türkiye'de şiir okumaları ve akademik çalışmalarda sıkça yer alır. Ölümü sonrasında eserleri yeniden değerlendirilmiş, dili ve biçim arayışı nedeniyle hem eleştirel çalışmaların hem de popüler incelemelerin odak noktası olmuştur. Cansever, çağdaş Türk şiirinin zenginleşmesine yaptığı katkılarla anılmaya devam etmektedir.
Sözler (39)
"Neden aklıma geliyor istasyon büfesindeki duruşun. Hava soğudu - kasımın son günleri - kar yağacak, bembeyaz olacak unutulmuşluğum."
"İnsanın insandan başka dayanağı yok. Yalnızlık bile, başka insanların varlığı bilindikçe bir anlama kavuşuyor."
"Öyle bir çık ki karşıma; her baktığımda ilk defa görüyormuşum gibi, az kalsın ölüymüşüm gibi hissedeyim seni."
"Bazen arkana bile bakmadan gitmek istersin. Öyle her şeyi bırakmana falan da gerek yok. Anıları bırakabilsen yeter."
"Anlıyorum, yaşam elbette uzun; biz duyabildikçe sevgiyi yalnızca bunun için uzun. Yani sevgiyle de sevebilir insan, sevdayla da."
"Bu yüreğe bu kadar acı fazla dersin bazen kendine. Ama hata bizde: küçük bir yürekle kocaman sevmek ne haddimize!"
"Doğanın bana verdiği bu ödülden çıldırıp yitmemek için iki insan gibi kaldım. Birbiriyle konuşan iki insan."