Ebubekir Hâzım Tepeyran

Ebubekir Hâzım Tepeyran

1863 - 1947

Ebubekir Hâzım Tepeyran, Osmanlı’nın son dönemleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında edebiyat, tarih ve eğitim alanlarında katkılarda bulunmuş bir entelektüel olarak tanınır. Geleneksel medrese eğitiminin izlerini taşıyan bir entelektüel zeminde yetişmiş; aynı zamanda modern eğitim kurumları ve yayın organlarıyla ilişki kurarak hem klasik kaynakların değerlendirilmesine hem de çağdaş tarih yazımına katkı sağlamıştır. Yazarlık faaliyeti boyunca biyografi, tarih ve edebiyat eleştirisi türlerinde eserler vermiş; makaleleri ve derlemeleriyle dönemin kültürel tartışmalarına katkıda bulunmuştur. Tepeyran, öğretmenlik ve editörlük gibi uygulamalı görevlerde bulunarak genç kuşakların yetişmesine destek vermiştir. Osmanlı-Türk entelektüel geleneğinin sürekliliğini sağlamaya yönelik çalışmaları, döneminin arşivlerini, mektuplarını ve anılarını derleme yönündeki gayretleriyle dikkat çeker. Akademik sistem içinde resmi ünvanlarla anılmasa da, eserleri ve yazıları aracılığıyla tarih ve edebiyat araştırmalarında referans kabul edilmiş; sonraki kuşak araştırmacılar için kaynak niteliği taşımıştır. Bugün Tepeyran, özellikle Osmanlı son dönemi kültür hayatını anlamaya yönelik kaynak çalışmalar bakımından anılan isimler arasındadır.

Sözler (11)

"Anadolu'nun ve bütün memleketimizin, bütün acı durumlarından bahsedilecek olsa sayısız ciltler dolar, yazan da okuyan da usanıp yorgun düşer, onlar yine tükenmez!"

"Cehaletin en koyusundan ne gibi eserler ve sonuçlar beklenirse hepsi memleketimizde mevcuttur."

"İnsanlara saf mutluluk nasip olmaz."

"Yurt sevgisinden boş gönül, vatan derdinden müstesna insan mı olur?"

"Altın gafes içinde bulunan padişah dışarıda ne olup bittiğini bilir mi?"

"İki mutludan çok iki mutsuz birbirine daha samimi, daha sağlam, daha hassas bağlarla bağlanmıştır."

"Köyleri gelişmiş, köylüleri mutlu olmayan bir memlekette düzgün ve sabit bir ilerleme ve saadet ancak rüyada görülebilir."

"Zalimin zulmü mazlumun sabrını, mazlumun sabrı zalimin zulmünü çoğaltır."

"Dünyada gülmeyecek, gülme lezzeti tatmayacak olunca; ağlamanın en tatlısı, en lezzetlisi anneyle çocukların gözyaşlarını birbirine karıştıranıdır sanırım."

"Vatan sevgisi duygularının insanları ne kadar büyük fedakarlıklara razı ettiğine örnek aramak için her yerden önce köylere gitmelidir."

"Şehirlerde, özellikle İstanbul'da bir duvar, ince bir tahta perde iki bitişik komşu arasında insani dostluk icaplarına ebediyen engel olabildiği halde köylerde yüce dağlar, dereler bile ahbaplığa, der…"