Fakir Baykurt
1929 - 1999
Fakir Baykurt, Türk edebiyatının köy ve kırsal yaşam temasını derinlemesine işleyen önemli romancılarından ve öykü yazarlarından biridir. 1929 doğumlu olan Baykurt, uzun süre öğretmenlik yapmış ve bu mesleğin gözlemlerini eserlerine taşımıştır. Yazınsal dili sadelik, insan merkezli betimlemeler ve toplumsal gerçekçilikle örülü olan Baykurt’un eserleri, Anadolu köy yaşamının ekonomik ve kültürel zorluklarını, sınıfsal çelişkileri ve bireysel onur mücadelesini ele alır. Eserleri aracılığıyla kırsal kesimin sosyal dinamiklerini hem roman hem de kısa öykü formunda geniş bir okuyucu kitlesine tanıtmıştır. Baykurt’un romanları ve öyküleri, toplumsal duyarlılık ve eleştirel bakış açısıyla dikkat çekmiş; kimi eserleri sinemaya ve televizyona uyarlanarak daha geniş kitlelere ulaşmıştır. Yazın hayatı boyunca hem eleştirmenlerden hem de okurlardan önemli ilgi görmüş, çağdaş Türk edebiyatının toplumsal gerçekçilik geleneğinde etkili bir figür olarak kabul edilmiştir. 1999 yılında vefat eden Baykurt’un mirası, köy edebiyatı ve toplumsal sorunlara dönük anlatım geleneğinde devam eden bir etki bırakmıştır.
Sözler (40)
"İnsanda mantık olmalı. Düşünce olmalı. Düşünce nasıl olur? Bilgiyle olur. Bilgi de kitaplardadır."
"İyi değildir, insanın içindeki, dışındaki yarayı kaşıyıp durmak. Sende kaşıymayı bırakırsan sevinirim."
"Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz."
"Yoruldum, çok yoruldum. Biraz değil çok yoruldum o şehirde. Çokları çok aldı yaşamda benden. Kimine emeğimi, kimine zamanımı vermekten yoruldum."
"Cumhuriyet ilkelerine karşı devlet parasıyla ve olanaklarıyla din eğitimi alıp yürüdü; Cumhuriyet'e ters, kalabalık kadrolar yetiştiriliyor. Laiklik korunmalıdır."
"Dünyada insan birbirini sevmeli! Sevmezse günler tükenmez! Sevmezse dünya zindan olur. Sevmezse yaşadığının farkına varamaz. Sen somurt, komşun somurtsun, ne olacak sonu? İnsan dediğin dünyada sevmeli…"
"Dünyayı din ile yönetmeye kalkan usu yitikleri önlemek gerekir. Din ile yönetim olmaz. Dinde soru yoktur, din yönetimleri halka hesap vermez. Eleştiri yoktur. Din yönetimleri aydınların, hem de halkın…"
"Benim dilim sadece kitaplardan öğrenilmiş değildir. Evimizde, köyümüzde, Türkçenin olduğu her yerde çocuklardan, kadınlardan, okumuş okumamış halkımızdan emdiğim Türkçedir benim dilim. Halkımın göğüsl…"
"Bir sanatçı olarak yazar, günün her saatinde ve her yerde dünyaya yazmak diye bir tutkuyla bakar; sürekli bir uyanıklık içindedir."
"Hareket noktam çoğunlukla 'yaşam'dır; yaşamdan aldığım deney ve etkilenimleri, düşüncelerim ve inançlarımla emiştirerek yazmaya yönelirim."
"Yorulmadım hiçbir zaman, o yoksul sevgili gibi dağ başlarında, karda kalmış, darda kalmış yolcular için yazmaktan."
"Akan ve akmakta olan yaşamı, bilinçaltından ve bilinçten geçirip dışa vurma işidir roman."
"Ben günlük tutmam ama not tutarım. Bir sürü gereci, ayrıntıyı: çağrışım, gözlem, dinleme, duyma yoluyla ufak ufak kâğıtlara yazar biriktiririm. Biçim ararım."
"Dikkate ettiğim noktalar vardır. Adına kadar, kişi adı, yer adı, romanın adı; hepsi inceden inceye düşünülmüş olmalı derim. Hiçbir sorun çözümünü rastlantıya, gelişigüzelliğe bırakmak istemem... bir r…"
"Dünyada ve bizde gençlik adaletsizliğe baş kaldırmaktır. Onu “Demokratik Üniversite!” “Halka dönük üniversite !” haykırışlarının altında yatan temel istek, bu yamuk, bu adaletsiz durumun değiştirilmes…"