Nihal Atsız
1905 - 1975
Hüseyin Nihal Atsız (1905–1975), Türk edebiyatı ve siyasal düşünce tarihinde etkin bir figür olarak tanınır. Roman, şiir, deneme ve tarih üzerine yazılarıyla geniş bir eser üretmiş; özellikle Türk milliyetçiliği ve Turancılık akımları içinde öne çıkmıştır. Devlet kurumlarında ve yayın organlarında yürüttüğü yazarlık ve editörlük faaliyetleriyle edebi ve fikirsel çevrelerde etkili olmuş; genç kuşaklar üzerinde belirgin bir etki bırakmıştır. Yazıları çoğunlukla millî tarih, ulusal kimlik ve kültürel değerler ekseninde şekillenmiştir. Atsız, fikirleri ve üslubu nedeniyle hem güçlü destekçiler edinmiş hem de çeşitli eleştirilerle ve hukuki tartışmalarla karşılaşmıştır; düşünceleri zaman zaman tartışmalı ve kutuplaştırıcı olarak değerlendirilmiştir. Edebi üretimi, tarihsel temaları kurgusal anlatımlarla birleştiren roman ve makalelerden oluşur ve Türk milliyetçi hareketinin şekillenmesinde etkili olmuştur. Mirası, Türk siyasi ve kültürel sahnesinde tartışılmaya devam etmekte; hem takipçileri hem de karşıtları tarafından sıkça referans gösterilmektedir.
Sözler (139)
"Milli çıkarı arkaya atıp da tarafsız davranmaya kalkmak, gerçekte tarafsız olmak değil, karşı tarafların yanında yer almak demektir. Aydınların bu türlü gafletlerini milletler çok acı şekilde çeker."
"Milliyetçiliğin zamanı geçmez, dünyada milletler ve diller kaldıkça, milliyetçilik de kalacaktır."
"Millî ahlâkın mezbahası olan bar, meyhâne, balo gibi yerler ve güzellik kraliçesi seçimi gibi rezâletler Türkiye’de yasak edilmelidir. Medeniyet bunlar değildir. Bunlar medeniyetin kanalizasyonlarıdır…"
"İslam Birliği ve kardeşliği kuruntudur. Dinin baş unsur olduğu çağlarda bile gerçekleşmemişti. Bundan sonra, araya bu kadar ihanet ve düşmanlık girdikten sonra asla gerçekleşmeyecektir. Gerçekleşecek …"
"İnsanları insan yapan, büyük bir düşüncenin ardından koşmalarıdır. İnsan, Şeref için ve muhteşem saydığı bir gaye için ölmesini bilen yaratılmıştır."
"İnsanlar okunmamış birer kitaptır. En basitleri hakkındaki hükmü bile tamamının okunmasına bırakmalı. Biraz derince olanların ise, iyice okunduktan sonra üzerinde az veya çok düşünmek lâzım."
"İlk düşüneceğimiz şey: Türkiye’de Türk Kültürü’nü hakim kılmak, yabancı tesirleri silkip atmaktır."
"İktidar, iktidarda kalmak için haksızlıklar yapmış, muhalefet bundan şikayet etmiştir. Sonra, Muhalefet iktidara geçince aynı haksızlıkları kendi yapmaya başlamış, bu sefer evvelce haksızlık edenler a…"
"İki millet arasındaki gerginlik ikisi arasında kalmıyorsa bunun sebebi, o ikisi arasındaki savaşı sonunda doğacak durumun şu veya bu milletleri de başka açılardan ilgilendirecek nitelik taşımasıdır."
"İdam bir şeyi halletmezmiş. Caniyi bağışlamak neyi halleder? Aklı ermiyorsa öğretelim: En azından, adaleti yerine getirir ve devleti ortadan kaldırmaya kalkışanların cüretlenmesini önler."
"Irkî asaletimiz, enerjimiz ve insanlık meziyetlerimize dünya milletleri ve büyükleri hayran kalırken, bizim kendi milletimizi hiçe saymamız ve kendi kabiliyetlerimizden ümit kesmemiz eğer fena bir kas…"
"Herkes barıştan söz ettiği halde herkes savaşıyor. Çünkü herkes kendi yarınını, öbür gününü, daha uzak geleceğini emniyete almak istiyor. Çünkü kimse kimseye güvenmiyor. Çünkü herkes birbirinden korku…"
"Herhangi bir devlette yaşayan Türkler’le ilgilenmek o devleti gücendirir, tedirgin eder, kızdırır diye âdeta cihan Türklüğü inkar olunmuştur."
"Her Türkçü, bulunduğu yerin görevini inançla yaparsa, Türkçülük ülküsü sağlamlaşır, Türklük güçlenir."