George Gordon Byron
1788 - 1824
George Gordon Byron, 6. Baron Byron (22 Ocak 1788 – 19 Nisan 1824), İngiliz Romantik hareketinin en önde gelen şairlerinden biri ve aynı zamanda tartışmalı bir toplum figürüdür. Londra kökenli olan Byron, Harrow ve Cambridge’de eğitim gördü; genç yaşta yayımladığı şiirlerle dikkat çekti. Özellikle Childe Harold’s Pilgrimage çalışması ona uluslararası ün kazandırmış, ironik anlatımı, duygusal yoğunluğu ve gezgin-yalnız kahraman imgeleriyle dönemin kültürel iklimini derinden etkilemiştir. Uzun şiirsel anlatısı Don Juan, Byron’un keskin mizahı, sosyal eleştirisi ve biçimsel ustalığını gösterir. Byron’un yaşamı yalnızca edebiyatla sınırlı kalmamış; kişisel skandallar, aşk ilişkileri ve siyasî görüşleri kamuoyunun ilgisini çekmiştir. 1823’te Yunan Bağımsızlık Savaşı’na katılarak aktif destek vermiş ve 1824’te Yunanistan’ın Missolonghi kentinde hayatını kaybetmiştir. Erken ölümü ve maceracı yaşamı, mitik bir romantik sanatçı portresi yaratmıştır. Eserleri çağdaş edebiyat eleştirisinde ve popüler kültürde sürekli olarak tartışılmakta, özgün dil kullanımı, bireysel özgürlük temaları ve toplumsal eleştiri yönleriyle gelecek kuşakları etkilemeye devam etmektedir.
Sözler (35)
"Kılıcı eşsiz bir maharetle kullanan Türk eli, mağlup ettiği insanların yarasını sarmakta da bir o kadar ustadır."
"Ben bir ahmaksam, en azından şüphe eden bir ahmağım ve bir insanı, kendi kendini kanıtlayan bir bilgeliğin kesinliği yüzünden kıskanacak değilim."
"Sizin ölümsüzlüğünüzle hiç işim olmayacak; bu hayatta zaten yeteri kadar perişanız, bir de bundan sonrakiyle ilgili tahminde bulunma saçmalığına gerek yok."
"Bütün dinlerde ahmaklar var, çoğunda da düzenbazlar. Sırf deliliği vahiy sanan ve kendilerine peygamber adını takan adamlarca yazıldı diye kimsenin anlayamadığı gizemlere neden inanacakmışım?"
"Mutluluk uçsuz bucaksız ormanlardadır, bomboş sahillerdeki coşkudadadır. İnsan elinin değmediği bir yerdedir, denizin diplerinde ve gürlemesindedir. İnsanları severim, ama doğayı daha çok severim…"
"Bedenen diriliş fikri kulağa garip geliyor, hatta saçma, tabii cezalandırma amacını saymazsak. Düzeltmekten çok intikam anlamına gelen bütün cezalar da ahlaken yanlıştır. Peki Dünya'nın sonu geldiğind…"