Haldun Taner
1915 - 1986
Haldun Taner (1915–1986), Türk tiyatrosu ve öykücülüğünün önde gelen isimlerinden biridir. Hem toplumsal eleştiri hem de ince mizah taşıran diliyle tanınan Taner, modern Türk oyun yazınında önemli bir dönüm noktasına işaret etmiştir. Özellikle halkın ve kent yaşamının çelişkilerini sahneye taşıyan eserleri, döneminin politik ve kültürel yaşamına dair keskin gözlemler içerir. Kısa öykülerindeki anlatım ustalığı ile de edebiyat çevrelerinde saygınlık kazanmıştır. Tiyatro sahnesinde en bilinen çalışması Keşanlı Ali Destanı gibi oyunlar, toplumsal temaları epik ve müzikal unsurlarla harmanlayarak geniş kitlelere ulaşmıştır. Eserleri yalnızca sahnelenmekle kalmamış, eleştirel bakışı ve dil ustalığı sayesinde Türk tiyatro repertuarında kalıcı yer edinmiştir. Haldun Taner’in çalışmaları, sonraki kuşak oyun yazarlarına ve tiyatro uygulamalarına yön vermiş; mizah, ironi ve toplumsal gözlemi bir arada yürüten tarzı, Türkiye’de çağdaş sahne dilinin gelişimine katkıda bulunmuştur.
Sözler (22)
"Tiyatro elbet insanlığın ortak malı. Tiyatro tarihi her ulusa ortak ve zengin bir birikim sağlıyor. Ama her ulus da ona yüzyıllar boyu kendi özelliğinden katkılarda bulunmuş, bulunuyor. Tiyatro alanın…"
"Tiyatroda, bizim geleneksel tiyatromuzdan hareket eden ve çağın içerğine uygun bir epik tiyatro üslubuna varmaya çalıştım."
"Bu dünyada namuslu insaniyetli oldun mu alaya alınıyorsun. Zorba, katil oldun mu saygı, itibar görüyorsun."
"Biz insanlar, bazen hayvanları bile kendimiz kadar aşağılık ve kötü niyetli yapabiliyoruz."
"Zamanın, dolayısıyla yaşamanın şuuruna varabilmenin en iyi yolu, saatler ortasında yaşamaktır."
"Durmuş saatlerin bir meziyeti, hiç değilse günde iki defa doğru saati göstermesidir. Ayarsız saat, bunu bile beceremez."
"Çünkü öyle değil mi, yeryüzünde hiçbir şey, istediğini ele geçirmek kadar hayal kırıcı değildir."
"Zira dünyada hiçbir şey, karşısındakini kandırdığını sanan bir budalanın sevinci kadar komik değildir."
"Halbuki ben, kalemini çirkefe değil, insan sevgisine batırıp yazanların yazdıkları yazıları severim."
"Ben insanları çok severdim. Çok severim. Ne var ki sevdiğim kadar sevilmedim. Çok saftım bir zamanlar inandım, kandırıldım."