Lev Nikolayeviç Tolstoy
1828 - 1910
Lev Nikolayeviç Tolstoy, 9 Eylül 1828'de Rusya'nın Tula bölgesindeki Yasnaya Polyana'da doğmuş ve 20 Kasım 1910'da Astapovo'da hayatını kaybetmiş ünlü bir Rus yazardır. Tolstoy, dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olarak kabul edilir. Roman, kısa hikâye, oyun ve deneme gibi çeşitli türlerde eserler vermiştir. En bilinen eserleri arasında 'Savaş ve Barış' (1869) ve 'Anna Karenina' (1877) yer alır. Bu eserler, insan doğasını derinlemesine inceleyen ve Rus toplumunun sosyal, politik ve ahlaki yapısını yansıtan başyapıtlar olarak değerlendirilir. Tolstoy, aynı zamanda din, ahlak ve eğitim üzerine yazılar yazmış ve yaşamının ilerleyen dönemlerinde Hristiyan anarşizmi ve pasifizm gibi fikirleri savunmuştur. Hayatı boyunca Rus köylülerinin yaşam koşullarını iyileştirme çabalarıyla da tanınmıştır. Yasnaya Polyana'daki çiftlikte doğup büyüyen Tolstoy, burada hem yazılarını kaleme almış hem de halkla yakın ilişkiler kurmuştur.
Sözler (59)
"Ana-babaların, yöneticilerin ve öğretmenlerin çocuklara Teslis, Bakire Meryem, İndralar, Trimurti, Budalar, Muhammed'in göğe yükselmesine dair çağdışı ve akla sığmaz öğretiler yerine, sade gerçekleri,…"
"Bir insanın bir ömür boyu seveceğini söylemek bir mumun ömür boyu yanacağını iddia etmekle aynı şeydir."
"Bir insanın değeri bayağı kesre benzer: Pay gerçek değerini gösterir, payda kendisini ne zannettiğini. Paydanın değeri arttıkça kesrin değeri azalır."
"Bir insanın hayatının ikinci yarısı, ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibarettir."
"Bizim mantık evliliği dediğimiz şey her iki tarafın da gençlik çılgınlıklarında bulunup iyice kurtlarını döktükten sonra yapılan evliliktir..."
"Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır."
"Evliliğe kutsallık veren, aşktır."
"Her din kendini över. İnsanlar da, gözleri açılmamış enikler gibi, biri şuna, öteki öbürüne koşup durur. Dinler sürüyle, ama vicdan denilen şey bir tanedir. Sende de, ötekinde de var. O halde herkes k…"
"Fakat insanlar sistemlere, bazı soyut kavramlara o denli bağlıdırlar ki, sadece mantıklarını haklı çıkarmak için gerçekleri göz göre göre değiştirmeye, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkamaya razıdırla…"