Pir Sultan Abdal

Pir Sultan Abdal

1480 - 1550

Pir Sultan Abdal, Türkiye halk edebiyatı ve Alevi-Bektaşi kültürünün en tanınmış ozanlarından biridir. Genellikle 16. yüzyılda yaşadığı kabul edilen Pir Sultan Abdal, şiirlerinde hem mistik tasavvufi temaları hem de sosyal adalet, haksızlık ve zulme karşı eleştirileri işler. Deyiş ve nefes adı verilen şiirleri, sözlü gelenekte yaygınlaştı; bu şiirler zaman içinde aşık ve deyiş geleneğinin temel repertuarlarından biri haline geldi. Şiir dilinde yalınlık, toplumcu duyarlılık ve güçlü bir toplumsal vicdan öne çıkar. Tarihsel ayrıntılar ve kesin biyografik bilgiler bakımından Pir Sultan Abdal üzerindeki kayıtlar tutarsızdır; doğum ve ölüm tarihleri, yaşamının geçtiği yerler ve bazı olayların yorumu konusunda farklı görüşler vardır. Buna rağmen kültürel mirası kesinleşmiş; şiirleri müzikle buluşarak Alevi cem ritüellerinde, halk müziğinde ve toplumsal muhalefet söylemlerinde önemli bir yer tutar. Günümüzde hem Alevi toplulukları içinde hem de Türk edebiyatı ve halk müziği araştırmalarında merkezi bir figür olarak ele alınır; anısına etkinlikler, incelemeler ve ezgiler aracılığıyla yaygın bir etki sürdürüyor.

Sözler (8)

"Siz de "Şah" diyeni öldürürlerse, açılın kapılar Şah'a gidelim."

"Nasıl yar diyeyim ben böyle yareMecnun edip çöle saldıktan sonraAlemin bağına bülbüller konmuşNidem benim gülüm solduktan sonra."

"Hiç ellerin taşı bana değmez, ille dostun gülü yaralar beni."

"Başım alıp hangi yere gideyim Gittiğim yerde buldu dert beni Oturup benimle ibadet kıldı Yalan söyledi de yüzüme güldü Yalın kılıç olup üstüme geldi Çaldı bölük bölük böldü dert beni."

"Alem çiçek olsa arı ben olsamDost elinden tatlı bal bulamadım."

"Bozkurt ile kıyamete kalan dünya değil misin?"

"Çektiğim cevr-ü cefayı, Çekerim senden ötürü. İkrar, iman bir olunca, Sen de çek benden ötürü."

Din

"Şu yalan dünyanın sonu hiç imiş; akşam gelip konan, sabah göç imiş."