Sarah Bernhardt
1844 - 1923
Sarah Bernhardt (22 Ekim 1844 – 26 Mart 1923), Fransız tiyatrosunun ve Belle Époque döneminin en tanınmış oyuncularından biridir. Paris’te doğan Bernhardt, sahne kariyerinde hem klasik hem de modern repertuvarı başarıyla yorumlayarak kısa sürede ulusal ve uluslararası bir şöhrete kavuştu. Özellikle Alexandre Dumas fils’in La Dame aux Camélias oyunundaki Marguerite rolü, onun kariyerindeki dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir; ayrıca Fransız klasik dramalarının yanı sıra Hamlet gibi erkek rolleri canlandırmasıyla da dikkat çekmiştir. Sahnedeki ifade gücü, karakter yorumlama yeteneği ve karizmatik kişiliği nedeniyle çağdaşları tarafından “La Divine Sarah” (İlahi Sarah) olarak anılmıştır. Bernhardt sinema ile de erken dönemde ilgilenmiş, kısa filmlerde rol alarak yeni medyayı deneyimleyen ilk büyük tiyatro isimlerinden biri olmuştur. Kariyeri boyunca çok sayıda Avrupa ve Amerika turnesi gerçekleştirmiş, anılarını ve mektuplarını yayımlayarak sanata dair görüşlerini aktarmıştır. 1915’te yaşadığı sağlık sorunları sonucu bir bacağını kaybetmesine rağmen sahneye dönmeyi sürdürmüş ve 1923’te Paris’te ölmüştür. Sanatsal mirası, oyunculuk teknikleri, sahne kimliği ve uluslararası etkisiyle tiyatro tarihinin önemli figürleri arasında sayılmaktadır.
Sözler (25)
"Sanatsız hayat nasıl olurdu? Bilim ömrü uzatır. Neyi - yemeyi, içmeyi ve uyumayı? Sadece yaşamı sürdürden gereksinimleri karşılamaktan ibaretse, daha uzun yaşamanın ne faydası var? Bütün bunlar sanatı…"
"Politika ve hükümetler, benim anlayabildiğimden çok daha fazlası. Mevcut sistemler kişisel hırslarla bozuluyor. Her şey çok karmaşık ve samimiyetsiz."
"Yoksulluğun ne önemi var? Sanatımıza aşık olan biri için ne önemi var ki? İnsan her sevinci ve her güzelliği kendi içinde taşımaz mı?"
"Yeni fikirler bu dünyaya bir şekilde düşen göktaşları gibi, bir parlama ve patlama ile gelir ve belki de birinin kale çatısı delinmiştir."
"Şöhretlerini fiziksel bir deformasyona borçlu olanlara sanatçı unvanını reddediyorum. Ben onları soytarı olarak görüyorum."
"Gazeteleri okumadım, hiç okumadım. Bu yüzden benim hakkımda ne lehte ne de aleyhte söylendiğini bilmiyordum."
"Çiçeklerin altında nelerin gizlendiğini, dedikoduların, iftiraların ve övgülerin değerini bilirler."
"Biri sizi bir defa aldatırsa suç onundur. İkinci defa aldanırsanız bilin ki suç sizindir."