Hüseyin Rahmi Gürpınar

Hüseyin Rahmi Gürpınar

1864 - 1944

Hüseyin Rahmi Gürpınar, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında Türk edebiyatının önemli roman ve öykü yazarlarından biridir. İstanbul’da doğmuş ve geç Osmanlı ile erken Cumhuriyet döneminin toplumsal dönüşümlerini hem gözlemlemiş hem de eserlerine taşımıştır. Yazı hayatına gazetecilik ve hicivle başlayan Gürpınar, döneminin sosyal yapısını, kent yaşamını ve bireylerin günlük çelişkilerini akıcı, eleştirel ve zaman zaman mizahi bir dille betimlemiştir. Eserlerinde realizm ve toplum gözlemi öne çıkar; ahlaki ikilemler, orta sınıfın değer yargıları, şehir yaşantısının çarpıklıkları ve bireysel zaaflar sıkça işlenir. Dilinde sadelik ve canlı diyaloglara verdiği önem, onun geniş okur kitleleri tarafından benimsenmesini sağlamıştır. Romanları ile dönemin sosyal eleştirisini popüler kurguyla harmanlayan Gürpınar, Türk roman geleneğinin şekillenmesinde etkili olmuştur. 20. yüzyılın ilk yarısında eserleri hem okuyucu hem de eleştirmenler tarafından dikkatle takip edilmiş, ölümünden sonra da edebî mirası tartışılmaya devam etmiştir.

Sözler (179)

"Bir ahmağa akıllısın demek kadar sempatisini kazanmak için kolay bir yol olamaz."

"Hangi şeyde vefa, nerede devamlılık var ki, aşkta olsun."

"İnsan hayatın zorunlulukları, ümitsizlikleri, yorum kabul etmez müthiş gerçekleri içinde düşkün, ağlamaklı, çaresiz kaldığı zamanlarda dünyayı, ömrü anlayacak kadar kültürü, muhakeme gücü varsa her şe…"

"Hayat, her zihnin kavrayışı oranında vereceği anlama göre bir şeydir."

"Eski ve yeni dünyada en geçerli ve güçlü sözlerin hangi fabrikalarda işlendiğini anlayanlar, gerçeği sezmiş olurlar..."

"Ahlâk, göreneklerimiz, geleneklerimiz hayallere o denli geniş bir alan ayırmıştır ki, 'gerçek' ona en çok muhtaç olanların gözlerinde bile daima hor ve değersiz kalır..."

"Hepimiz daima aldanıyoruz; fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz."

"İnsanlar ne çekerlerse kolayca aldanışlarının belasını çekerler."

"İnsan pek yükseklere tırmanmamalı ki düştüğü vakit bin parça olmasın."

"Sen ki yarının hayali olmaya mahkûm bugünün geçici gerçeğisin."

"Kendini, geçmişin en büyük eşsiz dahilerine benzetmekte dahilik aramak ahmaklığın en açık nişanesidir."

"Yokluk, dürtülerin en korkuncudur. İnsan yokluk yüzünden hırsız, hayasız olmayacak kadar bir sağlamlık gösterebilse de ikiyüzlü, yaltaklanıcı, çanak yalayıcılıktan tamamıyla kurtulamıyor."

"Anaların en büyük tasaları, evlatlarının sağlık maddesidir."

"Bir insanın kesesinde para bulunması, aylığının, iradının çokluğundan değil, eline geçeni iyi idare etmekle olan bir muvaffakiyetidir."

"Tabiatta sakınması zor birtakım zorlu sebepler varsa da çok defa kendini saadete ve bahtsızlığa sürükleyen yine insanın kendisidir."

"Kendinin istekli olup da yapamadığı bir işi başkasının talihlilik ile yaptığı halde insanlarca o işi yapabilene karşı olan bu kin ve öfke nedir?"

"Hayal ve gerçek birbirinden ayrılmayan bir hiçliktir."

"İnsanlar ne kadar hüzün veya mutluluk anları yaşasa bütün varlıklar, bütün hayat rüyaları, bütün aşk tatları işte bu idi. Bir varmış bir yokmuş."

"Yalnız uğradığımız değil, belki hiç uğramayacağımız kederlerin korkusu ile bütün hareketlerimizde felce tutuluruz."

"Mutluluk ve başarının, iş gücümüzü uyandıracak bir huzur ve sağlam fikir sahibi olarak çalışmakla elde edileceğini bildiğimiz halde her işimizde ümitsiz olmaktan kendimizi alıkoyamayız."