Mahmut Esat Bozkurt
1892 - 1943
Mahmut Esat Bozkurt, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında öne çıkan bir hukukçu, siyasetçi ve devlet adamıdır. Osmanlı son döneminde hukuk eğitimi almış ve cumhuriyetin kuruluş yıllarında hukuk alanındaki reformların hazırlanmasında etkin rol oynamıştır. Özellikle 1920’li yıllarda Adalet Bakanlığı görevinde bulunarak yeni Türk hukuk düzeninin şekillenmesine katkıda bulunmuş, laik ve çağdaş hukuk ilkelerinin benimsenmesi yönünde çalışmalar yürütmüştür. Siyaset sahasında da aktif olan Bozkurt, mecliste çeşitli dönemlerde temsilci olarak yer almış ve yasa yapım süreçlerinde etkili olmuştur. Akademik ve yazınsal üretimleriyle hukuk düşüncesine katkıda bulunmuş; medeni hukuk, idare hukuku ve hukuk devleti kavramlarına ilişkin görüşleri dönemin reformlarıyla örtüşmüştür. Kamu hizmetindeki kariyeri boyunca hem idari hem de hukuki reformların uygulanmasında önemli figürlerden biri olarak anılmıştır. 1943 yılında vefat eden Mahmut Esat Bozkurt, Türkiye’nin modern hukuk sisteminin inşasında iz bırakmış bir isim olarak hatırlanmaktadır.
Sözler (6)
"Ölümden korkmamak, ihtilâle başarı sağlayan büyük hasletlerdendir. Bununla beraber, asıl olan ölmek değil, gerekirse hayatı hiçe sayıp ölümün üstüne güle güle yürümektir."
"Saati çalınca ölümü, bir dost kucaklar gibi kucaklamak, büyük davaların ardı sıra koşan ihtilâlciler için kaçınılmaz bir zorunluktur."
"Türk genci! Düşman kalemiyle çizilen tabloyu görüyor musun?! İyi dikkat et. Bu tablo ebediyettir. O kadar büyük ve yüksek ki onu ebediyetler bile kavrayamaz ve kaldıramaz. İşte, Türk budur."
"Türk ihtilâlinin kararı, Batı medenîyetini kayıtsız şartsız şekilde kendisine mâl etmek, benimsemektir. Bu karar, o kadar kesin bir azme dayanmaktadır ki önüne çıkacak olanlar, demirle, ateşle yok edi…"
"Türk'üm ve yalnız Türklük için yaşıyorum. O kadar ki Türk olmasaydım, kendimi dünyanın en bahtsız adamı sayardım."
"Türk'ün en kötüsü Türk olmayanın en iyisinden iyidir. Geçmişte Osmanlı İmparatorluğu'nun bahtsızlığı, ekseriya, mukadderatının Türklerden başkasının idare etmiş olmasıdır."